<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Ayşe Özyılmazel Fan Club - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.ayseozyilmazel.net/</link>
		<description><![CDATA[Ayşe Özyılmazel Fan Club - http://www.ayseozyilmazel.net]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 22:24:46 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Oscar Töreni’nin en çok dikkat çeken yakışıklıları]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3470</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:57:21 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3470</guid>
			<description><![CDATA[Oscar Töreni’nin en çok dikkat çeken yakışıklıları <br />
<br />
Tabii ki biz kadınlar törenleri sadece en güzel giysiyi görmek, en iyi filmi öğrenmek için izlemiyoruz. Aynı zamanda filmlerinde hayranlıkla izlediğimiz yakışıklı ve başarılı erkekleri de görmek istiyoruz… <br />
<br />
<br />
<br />
Sinema sektörüne verilen emeklerin bir ödülle taçlandırılması harika bir şey. Bu filmlerde rol alan bütün oyuncuların, emek veren insanların ve yönetmenlerin de büyük bir tören için bir arada olması daha da harika. Oscar Ödülleri her yıl bir hepsini bir arada görmemizin pek olası olmadığı onlarca ünlü aktör, aktris ve şarkıcıyı bir araya topluyor. Hal böyle olunca gecenin sonunda kimin hangi ödülü aldığı kadar, kimin ne giydiği ve kimin törene kiminle geldiği de konuşuluyor. <br />
<br />
Modayla ilgilenenler için kırmızı halı vazgeçilmez bir ritüel. Dünyanın en güzel kadınları arasında gösterilen kadınlar, binlerce dolar harcadıkları elbiseleri, saçları ve mücevherleriyle salına salına bu halıda yürüyorlar. Bu yıl da aynı ritüel tekrarlandı, bir moda tutkunları da kırmızı halı geçişlerini bir defile izler gibi izledik. Görmek isterseniz kırmızı halıdan fotoğraflar ve hangi ünlünün ne giydiğini bu linke tıklayarak öğrenebilirsiniz.<br />
<br />
Kırmızı halıda yürüyen en yakışıklı erkekleri görmek için ise bu haberde kalın. Aşağıdaki foto galeride önce 300, sonra Not: Seni seviyorum ve daha bir çok filme kalbimizde taht kuran Gerard Butler, Twilight’ın yakışıklı kurt adamı Taylor Lautner, Takıntılı ve yakışıklı dedektifimiz Robert Downey J., iyi yürekli terminatörümüz Sam Worthington ve daha bir çok aktörün fotoğraflarını bulabilirsiniz…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Oscar Töreni’nin en çok dikkat çeken yakışıklıları <br />
<br />
Tabii ki biz kadınlar törenleri sadece en güzel giysiyi görmek, en iyi filmi öğrenmek için izlemiyoruz. Aynı zamanda filmlerinde hayranlıkla izlediğimiz yakışıklı ve başarılı erkekleri de görmek istiyoruz… <br />
<br />
<br />
<br />
Sinema sektörüne verilen emeklerin bir ödülle taçlandırılması harika bir şey. Bu filmlerde rol alan bütün oyuncuların, emek veren insanların ve yönetmenlerin de büyük bir tören için bir arada olması daha da harika. Oscar Ödülleri her yıl bir hepsini bir arada görmemizin pek olası olmadığı onlarca ünlü aktör, aktris ve şarkıcıyı bir araya topluyor. Hal böyle olunca gecenin sonunda kimin hangi ödülü aldığı kadar, kimin ne giydiği ve kimin törene kiminle geldiği de konuşuluyor. <br />
<br />
Modayla ilgilenenler için kırmızı halı vazgeçilmez bir ritüel. Dünyanın en güzel kadınları arasında gösterilen kadınlar, binlerce dolar harcadıkları elbiseleri, saçları ve mücevherleriyle salına salına bu halıda yürüyorlar. Bu yıl da aynı ritüel tekrarlandı, bir moda tutkunları da kırmızı halı geçişlerini bir defile izler gibi izledik. Görmek isterseniz kırmızı halıdan fotoğraflar ve hangi ünlünün ne giydiğini bu linke tıklayarak öğrenebilirsiniz.<br />
<br />
Kırmızı halıda yürüyen en yakışıklı erkekleri görmek için ise bu haberde kalın. Aşağıdaki foto galeride önce 300, sonra Not: Seni seviyorum ve daha bir çok filme kalbimizde taht kuran Gerard Butler, Twilight’ın yakışıklı kurt adamı Taylor Lautner, Takıntılı ve yakışıklı dedektifimiz Robert Downey J., iyi yürekli terminatörümüz Sam Worthington ve daha bir çok aktörün fotoğraflarını bulabilirsiniz…]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kıvanç Tatlıtuğ'u yaktı!]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3469</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:55:56 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3469</guid>
			<description><![CDATA[Kıvanç Tatlıtuğ'u yaktı! <br />
<br />
Aşk-ı Memnu’nun Behlül’ü Kıvanç Tatlıtuğ’un başı siyah camlı cipleri yüzünden derde girdi. Her şey Hıncal Uluç’un “İhbar” başlıklı köşe yazıyla başladı. <br />
<br />
<br />
<br />
Aşk-ı Memnu’nun Behlül’ü Kıvanç Tatlıtuğ’un başı siyah camlı cipleri yüzünden derde girdi. Her şey Hıncal Uluç’un “İhbar” başlıklı köşe yazıyla başladı. Yazısında Tatlıtuğ’un siyah camlı cipini eleştiren Uluç “Bu şekilde cam Türkiye’de yasak değil mi? Trafik müdürü uyuyor mu?” dedi. Bu yazının üzerinden 15 gün geçti ve polis, Tatlıtuğ’un Ulus’daki evine geçen perşembe tebligat bıraktı. <br />
<br />
Bunun üzerine apar topar Gayrettepe Polis Karakolu’na giden Tatlıtuğ oraya çağrılmasının sebebinin ciplerinin siyah camı olduğunu öğrendi. Polisin “Kıvanç Bey kusura bakmayın, Hıncal Uluç yazınca sizi buraya çağırmak zorunda kaldık” sözleriyle Tatlıtuğ şaşkına döndü. Bu yüzden karakola çağrılmasına tepki gösteren ünlü oyuncu “Ben Ergenekoncu muyum? Uyuşturucu mu kullandım. Beni bunun için mi buraya çağırdınız? Keşke cezamı kesip, gönderseydiniz” dedi. <br />
<br />
Görevli memur ise bu isyana “Camlarınızdaki koyu renkteki filmleri sökmeniz gerekiyor. Siz mi söktürürsünüz, biz mi sökelim” diyerek karşılık verdi. Tatlıtuğ ise bu konuyla ilgili gerekçesini “Ünlüyüm, takip ediliyorum. İnsanlar tanımasın diye bu camları koyulaştırdım” şeklinde açıkladı. Bu gerekçesini ruhtasına da işleteceğini belirtti. Ancak polis, Tatlıtuğ’un siyah camlı 2 adet cipine toplam 180 TL ceza kesti. <br />
<br />
Kardeşinin Uluç’un yazısının ardından karakola çağrılmasına ağabeyi Tugay Tatlıtuğ tepki gösterdi: “Eski menajeri Erkan Özarman kardeşimin üzerinden rant elde edemeyince yazar arkadaşını kullanıp, böyle bir yazı yazdırıyor. Türkiye’de sadece benim kardeşimin arabasının camları mı siyah?”<br />
<br />
Trafikten men edilebilir <br />
<br />
Otomobİllerde en çok gerçekleştirilen modifiye olan camlara film uygulanması, trafik kurallarına göre 115 TL ceza gerektiriyor. Aynı araç üç kez camları filmli şekilde ceza alması durumunda trafikten men edilirken, araçların zorunlu fenni muayenelerinde de camları filmli araçlara onay raporu verilmiyor. Ayrıca 8 ceza puanı yazılıyor. Çok özel durumlarda otomobil camlarına film takılmasına izin veriliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kıvanç Tatlıtuğ'u yaktı! <br />
<br />
Aşk-ı Memnu’nun Behlül’ü Kıvanç Tatlıtuğ’un başı siyah camlı cipleri yüzünden derde girdi. Her şey Hıncal Uluç’un “İhbar” başlıklı köşe yazıyla başladı. <br />
<br />
<br />
<br />
Aşk-ı Memnu’nun Behlül’ü Kıvanç Tatlıtuğ’un başı siyah camlı cipleri yüzünden derde girdi. Her şey Hıncal Uluç’un “İhbar” başlıklı köşe yazıyla başladı. Yazısında Tatlıtuğ’un siyah camlı cipini eleştiren Uluç “Bu şekilde cam Türkiye’de yasak değil mi? Trafik müdürü uyuyor mu?” dedi. Bu yazının üzerinden 15 gün geçti ve polis, Tatlıtuğ’un Ulus’daki evine geçen perşembe tebligat bıraktı. <br />
<br />
Bunun üzerine apar topar Gayrettepe Polis Karakolu’na giden Tatlıtuğ oraya çağrılmasının sebebinin ciplerinin siyah camı olduğunu öğrendi. Polisin “Kıvanç Bey kusura bakmayın, Hıncal Uluç yazınca sizi buraya çağırmak zorunda kaldık” sözleriyle Tatlıtuğ şaşkına döndü. Bu yüzden karakola çağrılmasına tepki gösteren ünlü oyuncu “Ben Ergenekoncu muyum? Uyuşturucu mu kullandım. Beni bunun için mi buraya çağırdınız? Keşke cezamı kesip, gönderseydiniz” dedi. <br />
<br />
Görevli memur ise bu isyana “Camlarınızdaki koyu renkteki filmleri sökmeniz gerekiyor. Siz mi söktürürsünüz, biz mi sökelim” diyerek karşılık verdi. Tatlıtuğ ise bu konuyla ilgili gerekçesini “Ünlüyüm, takip ediliyorum. İnsanlar tanımasın diye bu camları koyulaştırdım” şeklinde açıkladı. Bu gerekçesini ruhtasına da işleteceğini belirtti. Ancak polis, Tatlıtuğ’un siyah camlı 2 adet cipine toplam 180 TL ceza kesti. <br />
<br />
Kardeşinin Uluç’un yazısının ardından karakola çağrılmasına ağabeyi Tugay Tatlıtuğ tepki gösterdi: “Eski menajeri Erkan Özarman kardeşimin üzerinden rant elde edemeyince yazar arkadaşını kullanıp, böyle bir yazı yazdırıyor. Türkiye’de sadece benim kardeşimin arabasının camları mı siyah?”<br />
<br />
Trafikten men edilebilir <br />
<br />
Otomobİllerde en çok gerçekleştirilen modifiye olan camlara film uygulanması, trafik kurallarına göre 115 TL ceza gerektiriyor. Aynı araç üç kez camları filmli şekilde ceza alması durumunda trafikten men edilirken, araçların zorunlu fenni muayenelerinde de camları filmli araçlara onay raporu verilmiyor. Ayrıca 8 ceza puanı yazılıyor. Çok özel durumlarda otomobil camlarına film takılmasına izin veriliyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayrılığa dayanamadılar]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3468</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:54:14 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3468</guid>
			<description><![CDATA[Ayrılığa dayanamadılar <br />
<br />
Cem Yılmaz ve Cansu Dere 5 aylık ayrılığın ardından tekrar bir araya geldi. <br />
<br />
<br />
<br />
Geçen yaz sonu “Yahşi Batı” filminin çekimleri sırasında tartışan ve kasım ayında kıskançlık nedeniyle ayrılan çift tekrar barıştı.<br />
<br />
Ayrılığa 5 ay dayanabilen çift, dün akşam İstinye Park’ta film izledi. Sinema çıkışı yürüyen merdivenlerde Milliyet objektifine takılan Yılmaz ile Dere, neşeli halleriyle dikkat çekti. Birlikte görüntülenince şaşıran ve “Hadi ya” diyen Cansu Dere hızlı adımlarla önden yürüyerek uzaklaştı<br />
<br />
‘Yeni mi aldın?’<br />
<br />
Cem Yılmaz ise kendilerini görüntüleyen Milliyet muhabirine espiri yaparak “Fotoğraf makineni yeni mi aldın?” diye sordu. Ünlü komedyen, “Cansu Hanım’la nasıl barıştınız?” sorusunu ise duymazlıktan geldi. Yılmaz özel hayatıyla ilgili konuşmaktan hoşlanmadığını söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ayrılığa dayanamadılar <br />
<br />
Cem Yılmaz ve Cansu Dere 5 aylık ayrılığın ardından tekrar bir araya geldi. <br />
<br />
<br />
<br />
Geçen yaz sonu “Yahşi Batı” filminin çekimleri sırasında tartışan ve kasım ayında kıskançlık nedeniyle ayrılan çift tekrar barıştı.<br />
<br />
Ayrılığa 5 ay dayanabilen çift, dün akşam İstinye Park’ta film izledi. Sinema çıkışı yürüyen merdivenlerde Milliyet objektifine takılan Yılmaz ile Dere, neşeli halleriyle dikkat çekti. Birlikte görüntülenince şaşıran ve “Hadi ya” diyen Cansu Dere hızlı adımlarla önden yürüyerek uzaklaştı<br />
<br />
‘Yeni mi aldın?’<br />
<br />
Cem Yılmaz ise kendilerini görüntüleyen Milliyet muhabirine espiri yaparak “Fotoğraf makineni yeni mi aldın?” diye sordu. Ünlü komedyen, “Cansu Hanım’la nasıl barıştınız?” sorusunu ise duymazlıktan geldi. Yılmaz özel hayatıyla ilgili konuşmaktan hoşlanmadığını söyledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Kim daha güzel ?" tartışması!]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3467</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:52:10 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3467</guid>
			<description><![CDATA["Kim daha güzel ?" tartışması! <br />
<br />
Hülya Avşar, geçtiğimiz aylarda barış imzaladığı ezeli rakibi Gülben Ergen’i programında ağırladı. Yayında “En güzel kim?” tartışması yaşandı.  <br />
<br />
<br />
<br />
Geçmişte birçok kez polemik yaşayan magazin dünyasının iki ezeli rakibi Gülben Ergen ve Hülya Avşar, ilk kez geçtiğimiz ekim ayında Kenan Erçetingöz’ün sunduğu “Yüz Yüze” programında bir araya gelmiş, bu buluşma iki ünlü isim arasındaki buzları eritmişti. Ergen’i kendi programında da ağırlamak isteyen Avşar, ünlü sanatçıya teklif götürdü. Onu kırmayarak teklife olumlu yanıt veren Ergen, “Hülya Avşar Soruyor” programının pazartesi akşamı ekrana gelen yayınına konuk oldu. <br />
<br />
Gerçekten kendini güzel mi sanıyorsun <br />
<br />
Programda iki ünlü isim arasında “En güzel kim?” tartışması yaşandı. Hülya Avşar, “Ben hakikaten kendimden başka güzel göremiyorum etrafımda” dedi. Ergen’in yanıtı sert oldu: “Gerçekten kendini en güzel mi zannediyorsun? Bizim komşumuzun kızı var, benden de senden de daha güzel. Mardin’in daracık sokaklarında öyle kızlar var ki, emin ol ikimizden de güzeller. Başarı ve güzellik sana ait bir kavram değildi, sen yıllarca öyle zannettin!”<br />
<br />
Kafa bulmak hoşuma gitti<br />
<br />
Avşar, Ergen’in yanıtı üzerine “Yıllarca insanlarla kafa bulmak hoşuma gitti. İnsanlar benim espri anlayışımı algılayamadı. Ben seni sinir etmek için söylüyorum, sen de sinir oluyorsun. Ben güzel bir kadın olduğumu biliyorum. Charlize Theron dersen benimle kıyas olarak, ‘belki’ derim. Ben kendimi ortaya koyuyorum. Benden güzeli varsa, getir koy önüme Gülben, haklısın diyeceğim” diye konuştu. Ve Ergen, “Tamam, sen benden daha güzelsin” diyerek konuya son noktayı koydu.<br />
<br />
Şahan ve Cem’e örnek oluruz<br />
<br />
Gülben Ergen ve Hülya Avşar, çekimin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Çok keyifli oldukları gözlenen ve hemen hemen tüm sorulara kahkahalarla yanıt veren ikiliye “Hande Yener-Demet Akalın, şahan Gökbakar-Cem Yılmaz dargınlıklarının sona ermesi konusunda örnek olduğunuzu düşünüyor musunuz?” diye soruldu. Ergen, “Hadi cevap ver atışma profesörü” diyerek yanıtı Avşar’a bıraktı. Kahkaha atan Avşar, “Cem ile şahan bir araya gelirse, örnek olduğumuzu düşünürüm işte” dedi.<br />
<br />
Ben hayatta ortak olmam<br />
<br />
Hülya Avşar, programında ağırladığı Gülben Ergen’e bir de jest yaptı, “Çocuklar Gülsün Diye” adlı sosyal sorumluluk projesine destek olacağını söyledi. Ergen, “Destek olman, ortak bir şey yaptığımız anlamına da gelir” dedi. Bunun üzerine Avşar, “Ben hayatta ortak olmam, kendi yapacağım projeye neden ortak olayım ki? <br />
<br />
Benim projemde sen ancak destek olabilirsin” dedi. “Peki benim projemde sen ne yapabilirsin?” diye soran Ergen’e Avşar “Destek olacağım” yanıtını verdi. “Ol” demekle yetinen Ergen ise Avşar’a klibini çekmesi önerisinde bulundu. Teklife sıcak bakan Avşar, “Evet, bunu düşüneceğim” dedi. <br />
<br />
Zehra şarkılarını gizlice dinlerdi<br />
<br />
Hülya Avşar, Gülben Ergen’le sohbetinde ilginç bir itirafta bulundu. Ergen’e, kızı Zehra’nın gizlice onun şarkılarını dinlediğini söyleyen Avşar, “Senin ikizleri ziyaret edeceğimizi Zehra’ya söylediğimde çok şaşırmıştı. Zavallı, eskiden benden gizli gizli kısık sesle senin şarkılarını dinlerdi. Duyunca sinir olurdum ben de. Sana gideceğimizi duyduğunda çok sevindi” dedi.<br />
<br />
Tenis özlemi<br />
<br />
Geçtiğimiz ay Uludağ’da kayak yaparken düşüp bacağını kıran Hülya Avşar, alçısının iki hafta sonra alınacağını söyledi. Yakın dostlarının alçısının üzerine yazılar yazdığını belirten Avşar, koltuk değneklerine sardığı renkli şeritler içinse “Tenis raketimin bantlarını değneklerime sardım. Tenis özlemimi böyle gideriyorum” dedi.<br />
<br />
Twitter'da neden beni takip etmiyorsun?<br />
<br />
İkili, twitter’da kim kimi önce eklesin muhabbeti yaptı. Avşar, “Sen neden beni twitter’da takip etmiyorsun” diye sorunca Ergen, “Sen beni eklemedin, sen eklemediysen ben neden ekleyeyim” dedi. Programın ardından Ergen, twitter’da eklediği Avşar’a “Bak follow da ettim seni” diye mesaj gönderdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["Kim daha güzel ?" tartışması! <br />
<br />
Hülya Avşar, geçtiğimiz aylarda barış imzaladığı ezeli rakibi Gülben Ergen’i programında ağırladı. Yayında “En güzel kim?” tartışması yaşandı.  <br />
<br />
<br />
<br />
Geçmişte birçok kez polemik yaşayan magazin dünyasının iki ezeli rakibi Gülben Ergen ve Hülya Avşar, ilk kez geçtiğimiz ekim ayında Kenan Erçetingöz’ün sunduğu “Yüz Yüze” programında bir araya gelmiş, bu buluşma iki ünlü isim arasındaki buzları eritmişti. Ergen’i kendi programında da ağırlamak isteyen Avşar, ünlü sanatçıya teklif götürdü. Onu kırmayarak teklife olumlu yanıt veren Ergen, “Hülya Avşar Soruyor” programının pazartesi akşamı ekrana gelen yayınına konuk oldu. <br />
<br />
Gerçekten kendini güzel mi sanıyorsun <br />
<br />
Programda iki ünlü isim arasında “En güzel kim?” tartışması yaşandı. Hülya Avşar, “Ben hakikaten kendimden başka güzel göremiyorum etrafımda” dedi. Ergen’in yanıtı sert oldu: “Gerçekten kendini en güzel mi zannediyorsun? Bizim komşumuzun kızı var, benden de senden de daha güzel. Mardin’in daracık sokaklarında öyle kızlar var ki, emin ol ikimizden de güzeller. Başarı ve güzellik sana ait bir kavram değildi, sen yıllarca öyle zannettin!”<br />
<br />
Kafa bulmak hoşuma gitti<br />
<br />
Avşar, Ergen’in yanıtı üzerine “Yıllarca insanlarla kafa bulmak hoşuma gitti. İnsanlar benim espri anlayışımı algılayamadı. Ben seni sinir etmek için söylüyorum, sen de sinir oluyorsun. Ben güzel bir kadın olduğumu biliyorum. Charlize Theron dersen benimle kıyas olarak, ‘belki’ derim. Ben kendimi ortaya koyuyorum. Benden güzeli varsa, getir koy önüme Gülben, haklısın diyeceğim” diye konuştu. Ve Ergen, “Tamam, sen benden daha güzelsin” diyerek konuya son noktayı koydu.<br />
<br />
Şahan ve Cem’e örnek oluruz<br />
<br />
Gülben Ergen ve Hülya Avşar, çekimin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Çok keyifli oldukları gözlenen ve hemen hemen tüm sorulara kahkahalarla yanıt veren ikiliye “Hande Yener-Demet Akalın, şahan Gökbakar-Cem Yılmaz dargınlıklarının sona ermesi konusunda örnek olduğunuzu düşünüyor musunuz?” diye soruldu. Ergen, “Hadi cevap ver atışma profesörü” diyerek yanıtı Avşar’a bıraktı. Kahkaha atan Avşar, “Cem ile şahan bir araya gelirse, örnek olduğumuzu düşünürüm işte” dedi.<br />
<br />
Ben hayatta ortak olmam<br />
<br />
Hülya Avşar, programında ağırladığı Gülben Ergen’e bir de jest yaptı, “Çocuklar Gülsün Diye” adlı sosyal sorumluluk projesine destek olacağını söyledi. Ergen, “Destek olman, ortak bir şey yaptığımız anlamına da gelir” dedi. Bunun üzerine Avşar, “Ben hayatta ortak olmam, kendi yapacağım projeye neden ortak olayım ki? <br />
<br />
Benim projemde sen ancak destek olabilirsin” dedi. “Peki benim projemde sen ne yapabilirsin?” diye soran Ergen’e Avşar “Destek olacağım” yanıtını verdi. “Ol” demekle yetinen Ergen ise Avşar’a klibini çekmesi önerisinde bulundu. Teklife sıcak bakan Avşar, “Evet, bunu düşüneceğim” dedi. <br />
<br />
Zehra şarkılarını gizlice dinlerdi<br />
<br />
Hülya Avşar, Gülben Ergen’le sohbetinde ilginç bir itirafta bulundu. Ergen’e, kızı Zehra’nın gizlice onun şarkılarını dinlediğini söyleyen Avşar, “Senin ikizleri ziyaret edeceğimizi Zehra’ya söylediğimde çok şaşırmıştı. Zavallı, eskiden benden gizli gizli kısık sesle senin şarkılarını dinlerdi. Duyunca sinir olurdum ben de. Sana gideceğimizi duyduğunda çok sevindi” dedi.<br />
<br />
Tenis özlemi<br />
<br />
Geçtiğimiz ay Uludağ’da kayak yaparken düşüp bacağını kıran Hülya Avşar, alçısının iki hafta sonra alınacağını söyledi. Yakın dostlarının alçısının üzerine yazılar yazdığını belirten Avşar, koltuk değneklerine sardığı renkli şeritler içinse “Tenis raketimin bantlarını değneklerime sardım. Tenis özlemimi böyle gideriyorum” dedi.<br />
<br />
Twitter'da neden beni takip etmiyorsun?<br />
<br />
İkili, twitter’da kim kimi önce eklesin muhabbeti yaptı. Avşar, “Sen neden beni twitter’da takip etmiyorsun” diye sorunca Ergen, “Sen beni eklemedin, sen eklemediysen ben neden ekleyeyim” dedi. Programın ardından Ergen, twitter’da eklediği Avşar’a “Bak follow da ettim seni” diye mesaj gönderdi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Asuman bana kazık attı!"]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3466</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:49:36 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3466</guid>
			<description><![CDATA["Asuman bana kazık attı!" <br />
<br />
Asuman Krause'nin evlenme hazırlığı yaparken terkettiği Önder Açıkbaş ünlü manken ile ilgili akıl almaz açıklamalarda bulundu...  <br />
<br />
<br />
Müjde Ar’ın NTV’deki ‘Güzel Haberler’ programındaki partneri Önder Açıkbaş, ayrıldığı sevgilisi Asuman Krause’nin isteğiyle aldığı Çekmeköy’deki villanın borçlarını ödemeye çalıştığını söyledi.<br />
<br />
"Bana kazık attı"!<br />
<br />
Krause'nin kendisini aldattığını öne süren Açıkbaş, "Asuman'ın yaptığını kolay kolay kimse yapmaz. Evlenme arefesindeyken bana kazık attı. Üç kuruşluk iş için açıkça beni sattı.Şimdi ondan bana miras kalan borçları ödemeye çalışıyorum.Yoksa o evi neden alayım.Satmaya kalsam kimse almıyor,yada ölü eşek fiyatı veriyorlar.Ne yapacağımı şaşırdım.Kazandığım her kuruşu oraya yatırıyorum."dedi.<br />
<br />
Asuman Krause sunuculuğunu yaptığı ‘Wipe Out’un yönetmeni Mariano Di Napoli ile yakınlaşmış ve evlenme hazırlığı yaparken Açıkbaş’tan ayrılmıştı. Önder Açıkbaş borçlarını ödemek için şimdi yeniden ailesinin yanına taşındı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["Asuman bana kazık attı!" <br />
<br />
Asuman Krause'nin evlenme hazırlığı yaparken terkettiği Önder Açıkbaş ünlü manken ile ilgili akıl almaz açıklamalarda bulundu...  <br />
<br />
<br />
Müjde Ar’ın NTV’deki ‘Güzel Haberler’ programındaki partneri Önder Açıkbaş, ayrıldığı sevgilisi Asuman Krause’nin isteğiyle aldığı Çekmeköy’deki villanın borçlarını ödemeye çalıştığını söyledi.<br />
<br />
"Bana kazık attı"!<br />
<br />
Krause'nin kendisini aldattığını öne süren Açıkbaş, "Asuman'ın yaptığını kolay kolay kimse yapmaz. Evlenme arefesindeyken bana kazık attı. Üç kuruşluk iş için açıkça beni sattı.Şimdi ondan bana miras kalan borçları ödemeye çalışıyorum.Yoksa o evi neden alayım.Satmaya kalsam kimse almıyor,yada ölü eşek fiyatı veriyorlar.Ne yapacağımı şaşırdım.Kazandığım her kuruşu oraya yatırıyorum."dedi.<br />
<br />
Asuman Krause sunuculuğunu yaptığı ‘Wipe Out’un yönetmeni Mariano Di Napoli ile yakınlaşmış ve evlenme hazırlığı yaparken Açıkbaş’tan ayrılmıştı. Önder Açıkbaş borçlarını ödemek için şimdi yeniden ailesinin yanına taşındı...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fransızca severmisin?]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3465</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:47:28 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3465</guid>
			<description><![CDATA[Fransızca severmisin?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Fransızca severmisin?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İngilizce severmisiniz?]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3464</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:46:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3464</guid>
			<description><![CDATA[İngilizce severmisiniz? <br />
<br />
Evet!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İngilizce severmisiniz? <br />
<br />
Evet!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayşe Özyılmazel'e hangi saç rengi yakışır ?]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3463</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 20:40:09 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3463</guid>
			<description><![CDATA[Ayşe Özyılmazel'e hangi saç rengi yakışır ?<br />
<br />
Kahverengi-sarı arası bence.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ayşe Özyılmazel'e hangi saç rengi yakışır ?<br />
<br />
Kahverengi-sarı arası bence.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[PetVille oynuyor musunuz ?]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3462</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:10:45 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3462</guid>
			<description><![CDATA[PetVille oynuyor musunuz ?<br />
<br />
Hayır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[PetVille oynuyor musunuz ?<br />
<br />
Hayır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FihVille oynuyor musunuz ?]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3461</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:09:35 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3461</guid>
			<description><![CDATA[FihVille oynuyor musunuz ?<br />
<br />
Hayır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[FihVille oynuyor musunuz ?<br />
<br />
Hayır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FarmVille oynuyor musunuz ?]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3460</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:08:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3460</guid>
			<description><![CDATA[FarmVille oynuyor musunuz ?<br />
<br />
Evet.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[FarmVille oynuyor musunuz ?<br />
<br />
Evet.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Okunuşunu yaz.]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3459</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:06:23 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3459</guid>
			<description><![CDATA[Evet arkadaşlar,üstteki üye size bir yabancı ünlü ismi veriyor ve sizde o ünlünün ismini nasıl okuyorsanız yazıcaksınız.Ve ayrıca kim nasıl okuyorsa dalga geçmek yok !<br />
<br />
Örnek :<br />
Zac<br />
Zek<br />
<br />
Başlıyalım .. <br />
Ashley ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Evet arkadaşlar,üstteki üye size bir yabancı ünlü ismi veriyor ve sizde o ünlünün ismini nasıl okuyorsanız yazıcaksınız.Ve ayrıca kim nasıl okuyorsa dalga geçmek yok !<br />
<br />
Örnek :<br />
Zac<br />
Zek<br />
<br />
Başlıyalım .. <br />
Ashley ?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hala oyun oynuyor musunuz ?]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3458</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:03:53 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3458</guid>
			<description><![CDATA[Hala oyun oynuyor musunuz ?<br />
<br />
Evet <font color="red">Ziyaretçiler forumdaki resimleri göremezler.Lütfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tıklayarak üye olun.</font>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hala oyun oynuyor musunuz ?<br />
<br />
Evet <font color="red">Ziyaretçiler forumdaki resimleri göremezler.Lütfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tıklayarak üye olun.</font>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[11 Mart 2o1o Benim kafam basmaz!]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3457</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:20:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3457</guid>
			<description><![CDATA[<ul>
<li>Sulhi Amca'nın aylardır konudan nemalanmak adına çıt çıkarmayıp kaçmasını ve fakat mahkemede sıkışınca nihayet; "Ayşe'yi hayatımda bir kere gördüm" diyebilmesine. Sağol be Amca!</li>
<li>Hamile olduğunu fark edip üç saat sonra doğuran kadının dokuz ay hamile olduğunu anlamamasına...</li>
<li>Kendi kendilerine 'gazetecilik' dünyası kurup, eşsiz ilkelerini kutsal kitap zanneden, ona buna laf çakmayı marifet sananların psikolojisine...</li>
<li>Twitter'ı ağız dalaşı için kullanan ünlülerimizin bunu nasıl başardıklarına...</li>
<li>Güzel yurdumda gündemin nasıl böylesine hızlı değişebildiğine ve topluca nasıl bu derece balık hafızalı olabildiğimize...<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">SÜREYYA AJDAR İZDİVAÇ</span></span></li>
<li>Kendimiz değişmeden insanların değişmesini niye bekleyip durduğumuza...</li>
<li>'Seni Seviyorum' ve 'özür dilerim' demenin kişilere niçin çok zor geldiğine...</li>
<li>Şu hayattaki bütün zevkli şeylerin bir bedeli olmasına...</li>
<li>İftiracı olanların gece nasıl mışıl mışıl uyuyabildiklerine...</li>
<li>Kadınların gerçekten ne istediğine...</li>
<li>Süreyya Yalçın'ın kıyafetlerini nereden aldığına...</li>
<li>Ajdar'ın şarkı söyleme cesaretine...</li>
<li>İzdivaç programlarında eş bulma haline...</li>
<li>Kaan Tangöze ile Seçkin Piriler'in bitmek tükenmek bilmeyen aşkına...</li>
<li>Yenilenmiş facebook'a...</li>
<li>Chat Roulette sitesine girip karşına çıkan X biriyle saatlerce sohbet etme fikrine...</li>
<li>Lady Gaga'nın dünyayı sallamasına...</li>
<li>Bankaların çağrı merkezlerinde bir insan sesi duyabilmek için 40 dakika bekleyip, o tuşa bu tuşa basmaktan katil olacak noktaya gelmemize...</li>
<li>'Bu kez akıllandım' çekip yine yine ve de yine aynı salaklıkları yapmama...</li>
<li>'Bakireyim' demeci vermekten çekinmeyen hatunlara...</li>
<li>Recep İvedik fanatiklerine ve filmin rekorlar kırmasına...</li>
<li>'Alice In Wonderland'in 3D'sinin neden dublajlı olduğuna ve İngilizce'sinin neden 3D olmadığına...</li>
<li>Yeni nesil çocukların annebabalarına fırça çekmelerine...</li>
<li>Şu anda kendi klip çekimimde yazı yazıyor olmama...</li>
<li>Hayattaki bütün zevkli şeylerin bedelini ödemek zorunda kalmamıza...</li>
<li>Üçü birarada insan Kemal Doğulu'nun hem makyaj, hem saç yapıp, bir de üstüne klip çekmesine ve bunu başarıyla kotarmasına...</li>
<li>Hiç sevmediğim ve sevemeyeceğim şarkıları duyduğum anda ezberlememe...</li>
<li>Vücudunun dört bir yanına dövme yaptıran kadınların bir ömür o dövmelerle yaşamalarına...</li>
<li>Koca koca abilerin küçücük kızlarla sözüm ona 'aşk' yaşamalarına...</li>
<li>Türk dizilerindeki kocaman ve zevksiz evleri dekore eden sanat yönetmenlerinin muhteşem vizyonlarına...</li>
<li>Vildan Atasever'in kaküllerine...<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">BİHTER'İN GECELİKLERİ...</span></span></li>
<li>'Bihter'in sabah uyandığında file çorap ve topuklu ayakkabılarıyla kahvaltıya inmesine, sonracığıma yine Bihter'in "Üzerime rahat bir şeyler giyeyim" deyip, tuvaletle akşam yemeğine inmesine ve geceliklerine...</li>
<li>'Ramiz Dayı'nın patlattığı muhteşem cümlelere ve o cümlelerin canım ülkemde yarattığı dalgalanmalara...</li>
<li>Sosyetik kadınların, Hermes çantalarıyla katılıp, sosyete dergilerine boy-portre pozlar verdikleri dernek toplantılarında ne konuştuklarına...</li>
<li>İsmail YK'nın, 2012 temalı 'facebook' klibine...</li>
<li>'Adam's Family'den sonra 'Berdan's Family'gillerin durumuna.. <br />
</li></ul>
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Bakkal amca Vogue var mı?</span></span><br />
Vogue Türkiye çıktı, ortalık karıştı. Hüseyin Çağlayan'ın "Bence Vööögh..." dediği televizyon reklamları, Havva'lı billboardları, Paris'teki tanıtım partisi, Ece Sükan'ın partiden yapılan canlı yayında soru soramaması derken medya ve moda alemi Vogue oldu. Topluca bir Vöögh içindeyiz ki, sormayın! Hal böyleyken de yıllardır yan gelip yatan diğer kadın ve moda dergilerinin etekleri tutuştu. Kitapçılar, gazete bayileri, hatta bakkallar bile moda-kadın dergilerinin kartonetleri, afişleriyle falan dolu. Yıllardır kıllarını kıpırdatmayan moda-kadın dergilerimiz, facebook'ta gruplar kurmaya başladı. Reklamlar tavan yaptı, sektörde resmen Vogue krizi çıktı. Neymiş? Kadın dergisi sektörüne Vogue lazımmış. Şimdi rekabet başlamış, Vogue iyi ki gelmiş. Hadi bakalım iyi olanlar kazansın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Sulhi Amca'nın aylardır konudan nemalanmak adına çıt çıkarmayıp kaçmasını ve fakat mahkemede sıkışınca nihayet; "Ayşe'yi hayatımda bir kere gördüm" diyebilmesine. Sağol be Amca!</li>
<li>Hamile olduğunu fark edip üç saat sonra doğuran kadının dokuz ay hamile olduğunu anlamamasına...</li>
<li>Kendi kendilerine 'gazetecilik' dünyası kurup, eşsiz ilkelerini kutsal kitap zanneden, ona buna laf çakmayı marifet sananların psikolojisine...</li>
<li>Twitter'ı ağız dalaşı için kullanan ünlülerimizin bunu nasıl başardıklarına...</li>
<li>Güzel yurdumda gündemin nasıl böylesine hızlı değişebildiğine ve topluca nasıl bu derece balık hafızalı olabildiğimize...<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">SÜREYYA AJDAR İZDİVAÇ</span></span></li>
<li>Kendimiz değişmeden insanların değişmesini niye bekleyip durduğumuza...</li>
<li>'Seni Seviyorum' ve 'özür dilerim' demenin kişilere niçin çok zor geldiğine...</li>
<li>Şu hayattaki bütün zevkli şeylerin bir bedeli olmasına...</li>
<li>İftiracı olanların gece nasıl mışıl mışıl uyuyabildiklerine...</li>
<li>Kadınların gerçekten ne istediğine...</li>
<li>Süreyya Yalçın'ın kıyafetlerini nereden aldığına...</li>
<li>Ajdar'ın şarkı söyleme cesaretine...</li>
<li>İzdivaç programlarında eş bulma haline...</li>
<li>Kaan Tangöze ile Seçkin Piriler'in bitmek tükenmek bilmeyen aşkına...</li>
<li>Yenilenmiş facebook'a...</li>
<li>Chat Roulette sitesine girip karşına çıkan X biriyle saatlerce sohbet etme fikrine...</li>
<li>Lady Gaga'nın dünyayı sallamasına...</li>
<li>Bankaların çağrı merkezlerinde bir insan sesi duyabilmek için 40 dakika bekleyip, o tuşa bu tuşa basmaktan katil olacak noktaya gelmemize...</li>
<li>'Bu kez akıllandım' çekip yine yine ve de yine aynı salaklıkları yapmama...</li>
<li>'Bakireyim' demeci vermekten çekinmeyen hatunlara...</li>
<li>Recep İvedik fanatiklerine ve filmin rekorlar kırmasına...</li>
<li>'Alice In Wonderland'in 3D'sinin neden dublajlı olduğuna ve İngilizce'sinin neden 3D olmadığına...</li>
<li>Yeni nesil çocukların annebabalarına fırça çekmelerine...</li>
<li>Şu anda kendi klip çekimimde yazı yazıyor olmama...</li>
<li>Hayattaki bütün zevkli şeylerin bedelini ödemek zorunda kalmamıza...</li>
<li>Üçü birarada insan Kemal Doğulu'nun hem makyaj, hem saç yapıp, bir de üstüne klip çekmesine ve bunu başarıyla kotarmasına...</li>
<li>Hiç sevmediğim ve sevemeyeceğim şarkıları duyduğum anda ezberlememe...</li>
<li>Vücudunun dört bir yanına dövme yaptıran kadınların bir ömür o dövmelerle yaşamalarına...</li>
<li>Koca koca abilerin küçücük kızlarla sözüm ona 'aşk' yaşamalarına...</li>
<li>Türk dizilerindeki kocaman ve zevksiz evleri dekore eden sanat yönetmenlerinin muhteşem vizyonlarına...</li>
<li>Vildan Atasever'in kaküllerine...<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">BİHTER'İN GECELİKLERİ...</span></span></li>
<li>'Bihter'in sabah uyandığında file çorap ve topuklu ayakkabılarıyla kahvaltıya inmesine, sonracığıma yine Bihter'in "Üzerime rahat bir şeyler giyeyim" deyip, tuvaletle akşam yemeğine inmesine ve geceliklerine...</li>
<li>'Ramiz Dayı'nın patlattığı muhteşem cümlelere ve o cümlelerin canım ülkemde yarattığı dalgalanmalara...</li>
<li>Sosyetik kadınların, Hermes çantalarıyla katılıp, sosyete dergilerine boy-portre pozlar verdikleri dernek toplantılarında ne konuştuklarına...</li>
<li>İsmail YK'nın, 2012 temalı 'facebook' klibine...</li>
<li>'Adam's Family'den sonra 'Berdan's Family'gillerin durumuna.. <br />
</li></ul>
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Bakkal amca Vogue var mı?</span></span><br />
Vogue Türkiye çıktı, ortalık karıştı. Hüseyin Çağlayan'ın "Bence Vööögh..." dediği televizyon reklamları, Havva'lı billboardları, Paris'teki tanıtım partisi, Ece Sükan'ın partiden yapılan canlı yayında soru soramaması derken medya ve moda alemi Vogue oldu. Topluca bir Vöögh içindeyiz ki, sormayın! Hal böyleyken de yıllardır yan gelip yatan diğer kadın ve moda dergilerinin etekleri tutuştu. Kitapçılar, gazete bayileri, hatta bakkallar bile moda-kadın dergilerinin kartonetleri, afişleriyle falan dolu. Yıllardır kıllarını kıpırdatmayan moda-kadın dergilerimiz, facebook'ta gruplar kurmaya başladı. Reklamlar tavan yaptı, sektörde resmen Vogue krizi çıktı. Neymiş? Kadın dergisi sektörüne Vogue lazımmış. Şimdi rekabet başlamış, Vogue iyi ki gelmiş. Hadi bakalım iyi olanlar kazansın.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1o Mart 2o1o Alternatif GSM hizmetleri]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3456</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:12:40 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3456</guid>
			<description><![CDATA[Televizyon izlerken durmadan ekranın altında bantlar fırlıyor... "Bilmemne yaz, 3000'e gönder gerçek melodisi cebine gelsin." Öyle mi?<br />
O zaman bunlar da benim 3000'den beklediğim diğer hizmetler.<br />
<span style="font-weight: bold;">Pelin Batu</span> yaz 3000'e gönder uykun gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Ex</span> yaz 3000'e gönder Allah belasını versin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Leb</span> yaz 3000'e gönder Leblebi cebine gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Trafik</span> yaz 3000'e gönder Hıncal Uluç cezanı versin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Gülben</span> yaz 3000'e gönder Hülya'ya gelenler gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Hande Yener</span> yaz 3000'e gönder sopayı ye eşek sudan gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Yeğen</span> yaz 3000'e gönder Ramiz Dayı tepene binsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Recep İvedik</span> yaz 3000'e gönder... Gelirse bi daha gönder, gelirse bir daha gönder, gelmezse ohhh kurtuldun demektir.<br />
<span style="font-weight: bold;">Bacım</span> yaz 3000'e gönder Seda Sayan çeyizini düze düze gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Zülfü Livaneli</span> yaz 3000'e gönder fırça cebine gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Hastalıkta Sağlıkta</span> yaz 3000'e gönder bekle bekle kimse gelmesin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Fatura</span> yaz 3000'e gönder fenalıklar gelsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Ergenekon</span> yaz 3000'e gönder... Salak mısın gönderme! Sonra polis kapına gelsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Evlenmem</span> yaz 3000'e gönder annene kriz gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Asla</span> yapmam yaz 3000'e gönder başına gelsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Cep Özgür</span> yaz 3000'e gönder faturan babana gitsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Yemekteyiz</span> yaz 3000'e gönder yediğin burnundan gelsin.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Güzelliğin beş para etmez</span></span><br />
Hülya Avşar soruyor, Gülben Ergen cevaplıyor, meraklısı ekran başında bu programı bekliyor.<br />
Bakalım Hülya ne soracak, Gülben nasıl cevaplayacak? Kavga mı çıkacak, iltifatlar havada mı uçuşacak?<br />
Peki ne oluyor? Hoş başlayan sohbet iğnelemelerle dikenleniyor. Hülya Avşar kafasındaki eski 'reyting' anlayışından kurtulamadığı için Gülben'i zorlamaya çalışıyor.<br />
Eline ezme fırsatı geçmiş zannediyor herhalde... Tabii ezilen falan yok!<br />
Sadece ortada seyirciyi güldüren hareketler var. Yıl 2010, sayın seyirciler eski taktikleri yutmuyor.<br />
Gülben Ergen belli bir amaç için gelmiş programa, 'Çocuklar Gülsün Diye' kampanyasını anlatacak. Tabii Hülya Avşar iki soluklanıp ona izin verirse... Gülben her "Çocuklar Gülsün Diye" dediğinde, Hülya konuyu değiştiriyor.<br />
Program onun karışamayız tabii. Fakat bayat numaralar olmuyor ve bir dönemin en önemli yıldızı bu işe hâlâ uyanamıyor. Kendinden yediğinin farkına varamıyor.<br />
Ve tabii Hülya Avşar'dan beklenen atak geliyor; "En güzel benim, benden başka güzel yok bu topraklarda" geyiği başlıyor. Gülben'in gözleri fal taşı gibi açılıyor, şöyle diyor; "Başarı ve güzellik sana ait bir şey değildi, sen hep öyle zannettin ya yıllarca..."<br />
10 dakika kadar bu çok mühim 'güzellik' meselesi sürüp gidiyor. Hülya Avşar sözüm ona espri yapıyor, yıllardır aynı espri be usta!<br />
Ben de kendi kendime ekran karşısında şöyle diyorum; "Güzelliğin artık beş para etmez, konuşunca güzel misin önce onu sor kendine."<br />
<span style="font-weight: bold;">Sonuç: </span>Karşılaşmadan Gülben 5-0 galip ayrılıyor.<br />
<span style="font-weight: bold;">Sonuç: </span>Bir zamanlar arkadan gelen at, favori atı çalışkanlığıyla, azmiyle, yenilikçiliğiyle geçiveriyor.<br />
<span style="font-weight: bold;">Sonuç: </span>Taş üstüne taş koymazsa, kendini güncellemezse insanın geçmiş başarılarının kıymeti kalmıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Televizyon izlerken durmadan ekranın altında bantlar fırlıyor... "Bilmemne yaz, 3000'e gönder gerçek melodisi cebine gelsin." Öyle mi?<br />
O zaman bunlar da benim 3000'den beklediğim diğer hizmetler.<br />
<span style="font-weight: bold;">Pelin Batu</span> yaz 3000'e gönder uykun gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Ex</span> yaz 3000'e gönder Allah belasını versin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Leb</span> yaz 3000'e gönder Leblebi cebine gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Trafik</span> yaz 3000'e gönder Hıncal Uluç cezanı versin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Gülben</span> yaz 3000'e gönder Hülya'ya gelenler gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Hande Yener</span> yaz 3000'e gönder sopayı ye eşek sudan gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Yeğen</span> yaz 3000'e gönder Ramiz Dayı tepene binsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Recep İvedik</span> yaz 3000'e gönder... Gelirse bi daha gönder, gelirse bir daha gönder, gelmezse ohhh kurtuldun demektir.<br />
<span style="font-weight: bold;">Bacım</span> yaz 3000'e gönder Seda Sayan çeyizini düze düze gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Zülfü Livaneli</span> yaz 3000'e gönder fırça cebine gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Hastalıkta Sağlıkta</span> yaz 3000'e gönder bekle bekle kimse gelmesin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Fatura</span> yaz 3000'e gönder fenalıklar gelsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Ergenekon</span> yaz 3000'e gönder... Salak mısın gönderme! Sonra polis kapına gelsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Evlenmem</span> yaz 3000'e gönder annene kriz gelsin.<br />
<span style="font-weight: bold;">Asla</span> yapmam yaz 3000'e gönder başına gelsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Cep Özgür</span> yaz 3000'e gönder faturan babana gitsin!<br />
<span style="font-weight: bold;">Yemekteyiz</span> yaz 3000'e gönder yediğin burnundan gelsin.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Güzelliğin beş para etmez</span></span><br />
Hülya Avşar soruyor, Gülben Ergen cevaplıyor, meraklısı ekran başında bu programı bekliyor.<br />
Bakalım Hülya ne soracak, Gülben nasıl cevaplayacak? Kavga mı çıkacak, iltifatlar havada mı uçuşacak?<br />
Peki ne oluyor? Hoş başlayan sohbet iğnelemelerle dikenleniyor. Hülya Avşar kafasındaki eski 'reyting' anlayışından kurtulamadığı için Gülben'i zorlamaya çalışıyor.<br />
Eline ezme fırsatı geçmiş zannediyor herhalde... Tabii ezilen falan yok!<br />
Sadece ortada seyirciyi güldüren hareketler var. Yıl 2010, sayın seyirciler eski taktikleri yutmuyor.<br />
Gülben Ergen belli bir amaç için gelmiş programa, 'Çocuklar Gülsün Diye' kampanyasını anlatacak. Tabii Hülya Avşar iki soluklanıp ona izin verirse... Gülben her "Çocuklar Gülsün Diye" dediğinde, Hülya konuyu değiştiriyor.<br />
Program onun karışamayız tabii. Fakat bayat numaralar olmuyor ve bir dönemin en önemli yıldızı bu işe hâlâ uyanamıyor. Kendinden yediğinin farkına varamıyor.<br />
Ve tabii Hülya Avşar'dan beklenen atak geliyor; "En güzel benim, benden başka güzel yok bu topraklarda" geyiği başlıyor. Gülben'in gözleri fal taşı gibi açılıyor, şöyle diyor; "Başarı ve güzellik sana ait bir şey değildi, sen hep öyle zannettin ya yıllarca..."<br />
10 dakika kadar bu çok mühim 'güzellik' meselesi sürüp gidiyor. Hülya Avşar sözüm ona espri yapıyor, yıllardır aynı espri be usta!<br />
Ben de kendi kendime ekran karşısında şöyle diyorum; "Güzelliğin artık beş para etmez, konuşunca güzel misin önce onu sor kendine."<br />
<span style="font-weight: bold;">Sonuç: </span>Karşılaşmadan Gülben 5-0 galip ayrılıyor.<br />
<span style="font-weight: bold;">Sonuç: </span>Bir zamanlar arkadan gelen at, favori atı çalışkanlığıyla, azmiyle, yenilikçiliğiyle geçiveriyor.<br />
<span style="font-weight: bold;">Sonuç: </span>Taş üstüne taş koymazsa, kendini güncellemezse insanın geçmiş başarılarının kıymeti kalmıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[9 Mart 2o1o Oscar töreni, evliler bekarlar vesaire...]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3455</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:09:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3455</guid>
			<description><![CDATA[Yılda bir kere yaşanıyor ama tam yaşanıyor. 'Akademi Ödülleri' yani Oscar, zaman zaman jürisinin seçimleriyle tırnaklarımı yedirtse de, zaman zaman umduğumuzu buldurtmasa da yılın en heyecanlı televizyon aktivitesi olmayı başarıyor. Peki Oscar gecesi ne demek? Tabii ki kırmızı halı! Biz evde toplanıp koltuklara yayılıyoruz, Hollywood yıldızları önümüzden geçiş yapıyor. Biz de not verip, eleştiride sınır tanımayarak eğleniyoruz. Ne yalan söyleyeyim twitter sayesinde bu yılki kırmızı halının tadı bambaşkaydı. Modacılar, yönetmenler, yazarlar, oyuncular hep bir ağızdan jüri üyesi kesilip yorumları patlattık.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">KIRMIZI HALI TOP 3</span></span><br />
Peki 2010 Oscar kırmızı halısını üç maddede özetlersek, ne çıkar?<br />
1. Straplez elbisem olmadan asla!<br />
Bu yıl Hollywood kadınları askıları protesto etmişti. 10 ünlüden 9'unun tuvaleti straplezdi. Makyajlar sade, saçlar elektrikleri alınmamış şekilde toplanmıştı. No sprey, yes doğallık!<br />
2. Kırmızı halı, botoks halı olmuştu.<br />
Botokssuz gelene kapıda ceza kesiyorlardı sanki... İşi abartan Sandra Bullock yürüyen fotoşoptu, hatta fotoşok!<br />
3. Bu yıl uçuk-kaçık deneysel elbiseler yoktu. 'Rüküş' seçilip hafızalara kazınacak bir elbise de yoktu. Hollywood kadınları şıklığa kilitlenmiş desenize.<br />
<br />
Gelelim gecenin kırmızı halı Top 3'üne, tabii ki de bana göre...<br />
1. Miley Cyrus: Genç kızların yeni idolü, şirin yıldız Miley Cyrus işin hakkını vermiş. Işıl ışıl kostümü, makyajı, saçı ve gülümseyen gözleriyle tam bir genç kızdı; bayıldım.<br />
2. Sarah Jessica Parker: Stil ikonu olmak böyle bir şey. Fazla söze gerek yok.<br />
3. Sandra Bullock: Hem en iyi kadın oyuncu Oscar'ını aldı hem de kırmızı halıya haklı bir imza attı.<br />
<br />
Mansiyon ödülümü Jennifer Lopez, onur ödülümü de beyazlar içindeki Meryl Streep aldı. Şu anda çok mutlulardır eminim.<br />
<br />
Peki bu çıtır kızlar en şık kıyafetlerle bile niçin dik durmayı beceremiyorlar? O omuzlar önde, kırık dökük duruş nereden moda oldu bunlara? Karın içeri-göğüs dışarı bebeğim!<br />
<br />
Bu kadar Oscar muhabbeti yeter! Konu değiştiriyorum, hazır mısınız? Kabul edelim sosyal hayatta insanlar ikiye ayrılıyor; evliler ve bekarlar! Gönlünüz çekerse, 'evliler' grubuna nikahsız, uzun ve dip dibe ilişkileri de katabilirsiniz. Peki hal böyleyken ne oluyor? Yakın bir arkadaşınız evlenirken içinizi bir hüzün kaplıyor. Onun için sevinirken, ikiniz için üzülüyorsunuz. E çünkü biliyorsunuz, arkadaşınız evlenirken çaktırmadan sizden boşanacak. Artık gecenin üçünde kapısını çalamayacak, her canınız çektiğinde başbaşa kalamayacaksınız. Ortak noktalarınız azalacak, sizin bekar hayatınız onun ayağını sıkacak... Maalesef...<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">BERRAK TWEETLEMİYOR</span></span><br />
Geçen hafta bitmeler tükenmeler bilmeyen, sakızların kralı edilen dizi 'Aşk-ı Memnu'da yine bir final bombası patladı. Bihter son golü atıp "Artık bitti bu iş" çeken Behlül'e "Hamileyim" dedi. Ben de "Yuh!" dedim. Şimdi Bihter gerçekten hamile mi? Yoksa son kozunu mu oynuyor göreceğiz. Göreceğiz de bakınız; dizinin suyunu çıkartmak! Budur değil mi? Bitsin artık şu dizi, biz sağ onlar senaristler selamet!<br />
<br />
Dün sabah güzel oyuncu Berrak Tüzünataç aradı... "Hayırdır inşallah"la telefonu açtım meğer twitter'mış maşallah! Berrak Tüzünataç adıyla twitter'da hesap açan biri hadiseye katılan ünlülere mesajlar atıyordu; meğer sahteymiş. Berrak "Ben internete bile girmem, gazeteler de twitter'daki mesajları alıp hakkımda yalan haber yapıyorlar" dedi. Benden söylemesi.<br />
<br />
twitter'dan konu açılmışken belirtmeden geçemeyeceğim, yurdumuzda şu twitter olayına burun bükenler, Oscar gecesini izlediler mi? Koskoca Oscar yayınının twitter ve facebook üzerine döndüğünü gördüler mi? Görmedilerse bir zahmet baksınlar da aydınlansınlar, 2010'un olayından geri kalmasınlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yılda bir kere yaşanıyor ama tam yaşanıyor. 'Akademi Ödülleri' yani Oscar, zaman zaman jürisinin seçimleriyle tırnaklarımı yedirtse de, zaman zaman umduğumuzu buldurtmasa da yılın en heyecanlı televizyon aktivitesi olmayı başarıyor. Peki Oscar gecesi ne demek? Tabii ki kırmızı halı! Biz evde toplanıp koltuklara yayılıyoruz, Hollywood yıldızları önümüzden geçiş yapıyor. Biz de not verip, eleştiride sınır tanımayarak eğleniyoruz. Ne yalan söyleyeyim twitter sayesinde bu yılki kırmızı halının tadı bambaşkaydı. Modacılar, yönetmenler, yazarlar, oyuncular hep bir ağızdan jüri üyesi kesilip yorumları patlattık.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">KIRMIZI HALI TOP 3</span></span><br />
Peki 2010 Oscar kırmızı halısını üç maddede özetlersek, ne çıkar?<br />
1. Straplez elbisem olmadan asla!<br />
Bu yıl Hollywood kadınları askıları protesto etmişti. 10 ünlüden 9'unun tuvaleti straplezdi. Makyajlar sade, saçlar elektrikleri alınmamış şekilde toplanmıştı. No sprey, yes doğallık!<br />
2. Kırmızı halı, botoks halı olmuştu.<br />
Botokssuz gelene kapıda ceza kesiyorlardı sanki... İşi abartan Sandra Bullock yürüyen fotoşoptu, hatta fotoşok!<br />
3. Bu yıl uçuk-kaçık deneysel elbiseler yoktu. 'Rüküş' seçilip hafızalara kazınacak bir elbise de yoktu. Hollywood kadınları şıklığa kilitlenmiş desenize.<br />
<br />
Gelelim gecenin kırmızı halı Top 3'üne, tabii ki de bana göre...<br />
1. Miley Cyrus: Genç kızların yeni idolü, şirin yıldız Miley Cyrus işin hakkını vermiş. Işıl ışıl kostümü, makyajı, saçı ve gülümseyen gözleriyle tam bir genç kızdı; bayıldım.<br />
2. Sarah Jessica Parker: Stil ikonu olmak böyle bir şey. Fazla söze gerek yok.<br />
3. Sandra Bullock: Hem en iyi kadın oyuncu Oscar'ını aldı hem de kırmızı halıya haklı bir imza attı.<br />
<br />
Mansiyon ödülümü Jennifer Lopez, onur ödülümü de beyazlar içindeki Meryl Streep aldı. Şu anda çok mutlulardır eminim.<br />
<br />
Peki bu çıtır kızlar en şık kıyafetlerle bile niçin dik durmayı beceremiyorlar? O omuzlar önde, kırık dökük duruş nereden moda oldu bunlara? Karın içeri-göğüs dışarı bebeğim!<br />
<br />
Bu kadar Oscar muhabbeti yeter! Konu değiştiriyorum, hazır mısınız? Kabul edelim sosyal hayatta insanlar ikiye ayrılıyor; evliler ve bekarlar! Gönlünüz çekerse, 'evliler' grubuna nikahsız, uzun ve dip dibe ilişkileri de katabilirsiniz. Peki hal böyleyken ne oluyor? Yakın bir arkadaşınız evlenirken içinizi bir hüzün kaplıyor. Onun için sevinirken, ikiniz için üzülüyorsunuz. E çünkü biliyorsunuz, arkadaşınız evlenirken çaktırmadan sizden boşanacak. Artık gecenin üçünde kapısını çalamayacak, her canınız çektiğinde başbaşa kalamayacaksınız. Ortak noktalarınız azalacak, sizin bekar hayatınız onun ayağını sıkacak... Maalesef...<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">BERRAK TWEETLEMİYOR</span></span><br />
Geçen hafta bitmeler tükenmeler bilmeyen, sakızların kralı edilen dizi 'Aşk-ı Memnu'da yine bir final bombası patladı. Bihter son golü atıp "Artık bitti bu iş" çeken Behlül'e "Hamileyim" dedi. Ben de "Yuh!" dedim. Şimdi Bihter gerçekten hamile mi? Yoksa son kozunu mu oynuyor göreceğiz. Göreceğiz de bakınız; dizinin suyunu çıkartmak! Budur değil mi? Bitsin artık şu dizi, biz sağ onlar senaristler selamet!<br />
<br />
Dün sabah güzel oyuncu Berrak Tüzünataç aradı... "Hayırdır inşallah"la telefonu açtım meğer twitter'mış maşallah! Berrak Tüzünataç adıyla twitter'da hesap açan biri hadiseye katılan ünlülere mesajlar atıyordu; meğer sahteymiş. Berrak "Ben internete bile girmem, gazeteler de twitter'daki mesajları alıp hakkımda yalan haber yapıyorlar" dedi. Benden söylemesi.<br />
<br />
twitter'dan konu açılmışken belirtmeden geçemeyeceğim, yurdumuzda şu twitter olayına burun bükenler, Oscar gecesini izlediler mi? Koskoca Oscar yayınının twitter ve facebook üzerine döndüğünü gördüler mi? Görmedilerse bir zahmet baksınlar da aydınlansınlar, 2010'un olayından geri kalmasınlar.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[8 Mart 2o1o İşte hayatımın kadınları]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3454</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:06:59 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3454</guid>
			<description><![CDATA[Gülümsemektir kadın olmak... Ağlarken bile gülümsemek. Sarmaktır kadın olmak... Daima yapıştırıcı görevi görmek. Akıldır kadın olmak... Akılla kalbi birleştirebilmek. Sevmektir kadın olmak... Sevgiyi hissettirebilmek, severken parçalara bölmemektir. Güneşli bir güne "Günaydın" demek gibidir kadın olmak... Gecelerde ışık olmayı bilmek. Güzelliktir kadın olmak... Güzellik sırrının, 90-60-90 bir fizikte değil, yüzde yüz hissetmekte, kendini sevmekte olduğunu bilmek. Ayakta kalabilmektir kadın olmak... Her şeye rağmen, herkese rağmen, çakıl taşlarına rağmen yürüyebilmek.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">SEV, GÜLÜMSE, BAŞAR</span></span><br />
Zevktir kadın olmak... Hayatın en güzel renklerini içinde taşıdığını bilmek. Dokunuştur kadın olmak... Zarafetle, merhem gibi, su gibi dokunmayı bilmek. Anneliktir kadın olmak... Yaratmak, korumak, sakınmak, hep orada olmak. 30 yılımın her gününde, bir kadın imzası taşıyorum. Düştüğümde kaldırdılar, nefes verdiler, paylaştılar, gülümsediler, kızdılar, bana kendimi hatırlattılar, benden daha iyi bir ben yarattılar, yaratıyorlar... O zaman başlıyorum...<br />
<br />
Bana hayat veren içimdeki meleklerin sahibi, bana binlerce güzellik katan eşsiz ve güçlü kadın; anneme... "Karşılıksız sev" dedi o, bana.<br />
<br />
Artık yanımda olamayan, hatıralarıyla, o bitmeyen neşesiyle, fedakarlığıyla, en kederli zamanda bile kahkaha atmayı becerebilmesiyle aklımdan çıkmayan anneanneme... "Her zaman gülümse" dedi o, bana.<br />
<br />
Kırılganlığıyla, sonsuz sevgisiyle, kocaman kalbiyle, ömür boyu aşk anlaşması imzaladığım ablam Zeynep'e: "Başaracaksın" dedi o, bana.<br />
<br />
Okumaktan bıkmayan, öğrenme sevdalısı, şık esprilerin kadını yengem Emine'ye... "Hayatla eğlen yoksa o seninle eğlenir" dedi o, bana.<br />
<br />
Kadının neler yapabileceğini, aileye bağlılığı, bağışlayıcılığı bana öğreten rahmetli babaanneme... "Ailene bağlı ol" dedi o, bana.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">SENDEN ÖTESİ YOK!</span></span><br />
Aklın kalple birleşmiş hali, 'bir kadın isterse neler başarabilir'in sözlük anlamı, herkese ve her şeye yetişmeyi başaran ve bunu müthiş bir aşkla yapan özel kadın, hata yapma lüksünü bana veren Feride Edige'ye... "Kendin ol" dedi o, bana.<br />
İlişkiler<br />
bitmezmiş, insanların çabası bitermiş, pes etmek yokmuş, sevgide gurur hiç yokmuş... Sayesinde bu gerçekleri anladığım kuzenim Ebru'ya... "Sevdiğinin elini tut" dedi o, bana.<br />
Çalışmanın,<br />
disiplinin, geri adım atmamanın, savaşırken de kadın olabilmenin sırrını keşfettiğim muhteşem kadın Ajda'ya... "Durma, çalış" dedi o, bana.<br />
<br />
En zor günde çıkıp gelen, mutluluğu paylaşmayı es geçmeyen, bir kadının kafaya koyduğunda mucizeler yaratabileceğini öğreten, başarının insanın kendisini sevmesiyle başladığının en canlı örneği Gülben Ergen'e... "Senden ötesi yok" dedi o, bana.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">MIZMIZLANMA ÇÖZÜM BUL</span></span><br />
Dokunduğu mekanı büyüleyen, kucaklaşmayı bilen, her şeye karşı olduğumda yanımda durup protestoma katılan; sonra "Hadi bakalım protestomuz bitti, devam" çeken, dünyanın en lezzetli yemeklerini yapan Ayşenur Mıhçı'ya... "Hayata dokun" dedi o, bana.<br />
<br />
Arkadaşlığın, iyi niyetin, gönülde leke taşımamanın aptallık değil muhteşem bir armağan olduğunun kanıtı Ebru Keser'e... "İyi ol" dedi o, bana.<br />
<br />
Her defasında bütün kaprisimi, sinirimi, isyanlarımı olağanüstü bir hünerle geçirmeyi başaran çetin ceviz kadın Selma Semiz'e... "Mızmızlanma, çözüm bul" dedi o, bana.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">DÜNYA SİZİNLE GÜZEL</span></span><br />
Sevdikleriyle ağlamayı da gülmeyi de beceren, tüm hayat mesaisini arkadaşları için harcayabilecek kadar dost, yatırımını insana yapan kadın İpek Durkal'a... "Arkadaşlarına sıkı sıkı sarıl" dedi o, bana.<br />
<br />
Karşılık beklemeden hayatı ve insanları yaşayan, 10'a kadar sayması gerekmeyecek kadar sükunetli dostum İdil Çetin'e... "Cool kadın ol" dedi o, bana.<br />
<br />
Şık kadın Semiramis Pekkan mücadeleci kadın Nur Yerlitaş'a, hem deli hem delilerle dalga geçen kadın Hande Yener'e, en kadın şarkıların kadını Şebnem Ferah'a...<br />
<br />
Karşısındakinin ciğerini okuyan 'imdat düğmesi' kadın Berna Kürekçi'ye...<br />
<br />
Arkadaşları ve ailesi için dağları deviren kadın Gülyüz Mafyan'a...<br />
<br />
Mantığın, olumlu düşüncenin kadını Zeynep Selçuk'a.<br />
<br />
Kalpten kadın Jülide Koçoğlu'na, pozitif kadın Leyla Ziyalar'a, ışıkların uzmanı Ayşe Ersayın'a, kadınlık içinde eğlenmeyi ve beni bırakmayan Yasemin Şefik'e... İlkokuldan beri yan yana yürüdüğüm Dilhan Çekicer'e... Bütün kadınlarıma ve çalışan, üreten, geri adım atmayan, kadınlığın dibine kadar tadını çıkaran bütün kadınlara teşekkür ederim. Dünya sizinle güzel. Kadınlar gününüz kutlu olsun kızlar!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gülümsemektir kadın olmak... Ağlarken bile gülümsemek. Sarmaktır kadın olmak... Daima yapıştırıcı görevi görmek. Akıldır kadın olmak... Akılla kalbi birleştirebilmek. Sevmektir kadın olmak... Sevgiyi hissettirebilmek, severken parçalara bölmemektir. Güneşli bir güne "Günaydın" demek gibidir kadın olmak... Gecelerde ışık olmayı bilmek. Güzelliktir kadın olmak... Güzellik sırrının, 90-60-90 bir fizikte değil, yüzde yüz hissetmekte, kendini sevmekte olduğunu bilmek. Ayakta kalabilmektir kadın olmak... Her şeye rağmen, herkese rağmen, çakıl taşlarına rağmen yürüyebilmek.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">SEV, GÜLÜMSE, BAŞAR</span></span><br />
Zevktir kadın olmak... Hayatın en güzel renklerini içinde taşıdığını bilmek. Dokunuştur kadın olmak... Zarafetle, merhem gibi, su gibi dokunmayı bilmek. Anneliktir kadın olmak... Yaratmak, korumak, sakınmak, hep orada olmak. 30 yılımın her gününde, bir kadın imzası taşıyorum. Düştüğümde kaldırdılar, nefes verdiler, paylaştılar, gülümsediler, kızdılar, bana kendimi hatırlattılar, benden daha iyi bir ben yarattılar, yaratıyorlar... O zaman başlıyorum...<br />
<br />
Bana hayat veren içimdeki meleklerin sahibi, bana binlerce güzellik katan eşsiz ve güçlü kadın; anneme... "Karşılıksız sev" dedi o, bana.<br />
<br />
Artık yanımda olamayan, hatıralarıyla, o bitmeyen neşesiyle, fedakarlığıyla, en kederli zamanda bile kahkaha atmayı becerebilmesiyle aklımdan çıkmayan anneanneme... "Her zaman gülümse" dedi o, bana.<br />
<br />
Kırılganlığıyla, sonsuz sevgisiyle, kocaman kalbiyle, ömür boyu aşk anlaşması imzaladığım ablam Zeynep'e: "Başaracaksın" dedi o, bana.<br />
<br />
Okumaktan bıkmayan, öğrenme sevdalısı, şık esprilerin kadını yengem Emine'ye... "Hayatla eğlen yoksa o seninle eğlenir" dedi o, bana.<br />
<br />
Kadının neler yapabileceğini, aileye bağlılığı, bağışlayıcılığı bana öğreten rahmetli babaanneme... "Ailene bağlı ol" dedi o, bana.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">SENDEN ÖTESİ YOK!</span></span><br />
Aklın kalple birleşmiş hali, 'bir kadın isterse neler başarabilir'in sözlük anlamı, herkese ve her şeye yetişmeyi başaran ve bunu müthiş bir aşkla yapan özel kadın, hata yapma lüksünü bana veren Feride Edige'ye... "Kendin ol" dedi o, bana.<br />
İlişkiler<br />
bitmezmiş, insanların çabası bitermiş, pes etmek yokmuş, sevgide gurur hiç yokmuş... Sayesinde bu gerçekleri anladığım kuzenim Ebru'ya... "Sevdiğinin elini tut" dedi o, bana.<br />
Çalışmanın,<br />
disiplinin, geri adım atmamanın, savaşırken de kadın olabilmenin sırrını keşfettiğim muhteşem kadın Ajda'ya... "Durma, çalış" dedi o, bana.<br />
<br />
En zor günde çıkıp gelen, mutluluğu paylaşmayı es geçmeyen, bir kadının kafaya koyduğunda mucizeler yaratabileceğini öğreten, başarının insanın kendisini sevmesiyle başladığının en canlı örneği Gülben Ergen'e... "Senden ötesi yok" dedi o, bana.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">MIZMIZLANMA ÇÖZÜM BUL</span></span><br />
Dokunduğu mekanı büyüleyen, kucaklaşmayı bilen, her şeye karşı olduğumda yanımda durup protestoma katılan; sonra "Hadi bakalım protestomuz bitti, devam" çeken, dünyanın en lezzetli yemeklerini yapan Ayşenur Mıhçı'ya... "Hayata dokun" dedi o, bana.<br />
<br />
Arkadaşlığın, iyi niyetin, gönülde leke taşımamanın aptallık değil muhteşem bir armağan olduğunun kanıtı Ebru Keser'e... "İyi ol" dedi o, bana.<br />
<br />
Her defasında bütün kaprisimi, sinirimi, isyanlarımı olağanüstü bir hünerle geçirmeyi başaran çetin ceviz kadın Selma Semiz'e... "Mızmızlanma, çözüm bul" dedi o, bana.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">DÜNYA SİZİNLE GÜZEL</span></span><br />
Sevdikleriyle ağlamayı da gülmeyi de beceren, tüm hayat mesaisini arkadaşları için harcayabilecek kadar dost, yatırımını insana yapan kadın İpek Durkal'a... "Arkadaşlarına sıkı sıkı sarıl" dedi o, bana.<br />
<br />
Karşılık beklemeden hayatı ve insanları yaşayan, 10'a kadar sayması gerekmeyecek kadar sükunetli dostum İdil Çetin'e... "Cool kadın ol" dedi o, bana.<br />
<br />
Şık kadın Semiramis Pekkan mücadeleci kadın Nur Yerlitaş'a, hem deli hem delilerle dalga geçen kadın Hande Yener'e, en kadın şarkıların kadını Şebnem Ferah'a...<br />
<br />
Karşısındakinin ciğerini okuyan 'imdat düğmesi' kadın Berna Kürekçi'ye...<br />
<br />
Arkadaşları ve ailesi için dağları deviren kadın Gülyüz Mafyan'a...<br />
<br />
Mantığın, olumlu düşüncenin kadını Zeynep Selçuk'a.<br />
<br />
Kalpten kadın Jülide Koçoğlu'na, pozitif kadın Leyla Ziyalar'a, ışıkların uzmanı Ayşe Ersayın'a, kadınlık içinde eğlenmeyi ve beni bırakmayan Yasemin Şefik'e... İlkokuldan beri yan yana yürüdüğüm Dilhan Çekicer'e... Bütün kadınlarıma ve çalışan, üreten, geri adım atmayan, kadınlığın dibine kadar tadını çıkaran bütün kadınlara teşekkür ederim. Dünya sizinle güzel. Kadınlar gününüz kutlu olsun kızlar!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[7 Mart  2o1o Cevapsız sorular!]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3453</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:05:17 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3453</guid>
			<description><![CDATA[Cevabını bilmediğimiz, bilsek de söylemek istemediğimiz, aniden sorulduğunda taca kornere bakıp oradan kaçmak istediğimiz sorular vardır. Ya yalan söyleyip durumu kurtarmak zorundayızdır, ya da şaşkın şaşkın soruyu soranın yüzüne bakmak suretiyle zaman kazanmak. Sonuç: bu bir cevapsız sorudur! Alın size birkaç cevapsız soru.<ul>
<li>Rutine bağlamış, uzun, sıkıcı ve okeye dönen ilişkide: "Beni seviyor musun?" diye sorulduğunda, bu bir cevapsız sorudur. Rica edeceğim hiçbir şekilde ve zamanda sormayın şu soruyu!</li>
<li>Bütün gün yemek pişirip, pişirdiği yemek bir şeye benzemeyen arkadaşınız gözünüzün içine bakıp; "Yemek nasıl olmuş?" diye sorduğunda... Kafayı tabağa gömüp hızla yemeği kaşıklamaya başlayın bence.</li>
<li>Sadece bir kere girdiği solaryumdan sonra arkadaşınız, bir heves: "Bronzlaşmış mıyım" diye sorduğunda. Tabii Naomi halt etsin!<br />
Her daim bütün erkeklere: "Aşkımmm bende bir değişiklik fark ettin mi?" sorusunu patlattığımızda. Dünyada bu soruyu 'şak' diye cevaplayabilen bir erkek var mı?</li>
<li>300 gram bile versek karşımızdakine "Kilo vermiş miyim?" diye sorduğumuzda. Bunun tek cevabı vardır: "Aaa! İnanmıyorum, ne kadar zayıflamışsın" ve fakat yüzde doksan bu cümleyi kimseden duyamazsınız.<br />
Aldatıldığınızı bilen ama size çaktırmayan arkadaşınıza: "Bir şey duydun mu? haberin var mı?" diye sorduğunuzda. Ne desin şimdi! "Kızım seninki çatır çatır boynuzluyor" diyecek hali yok ya.</li>
<li>En yakın arkadaşınız doğum gününde sevgilisinin bir sürpriz hazırladığı hayalleriyle savrulurken sizi bir kenarda kıstırıp: "Yoksa bana evlenme mi teklif edecek?" diye sorduğunda. "Evet" desen sürpriz bozulur, "Bilmem" desen olmaz, "Hayır" desen uyuz arkadaş sınıfına girersin?</li>
<li>Sevgiliyle ara bozukken kafasını ütülediğiniz kız arkadaşınıza gözlerinizi devirmek suretiyle: "Beni özlemiş midir sence?" sorusunu sorduğunuzda. İnsan içinden "Özlese arardı düdük makarnası" dese de dışarıya ne diyeceğini bilemez. Bu soru, cevapsız soruların top 5'inde yer alır.</li>
<li>Çok kötü bir şarkıya imza atmış kişi yüzünüze umutla bakıp; "Nasıl! Hit olmuş değil mi?" diye sorduğunda. "Bence git olmuş" diyemeyeceğinize göre... cevapsız sorudur!</li>
<li>17 yaşında eve geç gelmişsin, annen kapıda dikilmiş sorar; "Nerdeydin?" Al sana en babasından cevapsız soru!</li>
<li>Erkek karşımıza dikilip; "Saçlarım dökülüyor mu sence?" sorusunu sorduğunda. Yok canım ne dökülmesi, kafandaki açıklık değil ters ışık!</li>
<li>Hiç hazzetmediğiniz bir erkekle çıkmaya başlayan en yakın arkadaşınız "Ay nasıl? Çok tatlı değil mi? Sevdin mi?" diye sorduğunda. "Iıııı nefret ettim, çabuk terk et!" diyemeyeceğimize göre. Bu da bir cevapsız sorudur. <br />
</li></ul>
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Oscar'ı verdim gitti!</span></span><br />
Yılda bir kere, o da bu gece. Şu hayatta hiçbir şeye bağlanamadım Oscar Ödül Töreni'ne bağlandığım kadar. Okul yıllarından beri gecenin üçünde kırmızı halı geçişleriyle başlar, son ödüle kadar heyecanla izlerim.<br />
Bu gece de kızlar bende, yine Oscar peşindeyiz. Madem öyle peşin peşin ben kendi ödüllerimi dağıtayım.<br />
En iyi erkek oyuncu: Kesinlikle 'Crazy Heart'daki performansıyla Jeff Bridges. Şarkı söylüyor, muhteşem bir oyunculuk sergiliyor, Oscar jürisinin en sevdiği hareketler bunlar!<br />
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Banko 'Inglorious Basterds'daki rolüyle Christoph Waltz.<br />
En iyi kadın oyuncu: Gönlümün Oscar'ı 'Julie&amp;Julia'daki Meryl Streep'e gider ama 'The Blind Side'daki Sandra Bullock gerçek Oscar'ı kucaklar.<br />
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Bu dalda Oscar 'Precious'la Mo'Nique'e gittigidiyor.com. Sürpriz at 'Up In The Air'le Vera Farmiga olabilir.<br />
En iyi yönetmen: Yüzde yüz 'Avatar'la James Cameron.<br />
En iyi film: 'Avatar'ı 'en iyi yönetmen', 'cinematography', 'editing', 'visual effects' ödülleriyle avutup bence en iyi filmi 'An Education' ya da 'The Blind Side'a verecekler. Oscar jürisi sağ gösterip sol çakmaya pek bayılır.<br />
Bakalım bu yıl kaçta kaç tutturacağım. Hayırlısı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cevabını bilmediğimiz, bilsek de söylemek istemediğimiz, aniden sorulduğunda taca kornere bakıp oradan kaçmak istediğimiz sorular vardır. Ya yalan söyleyip durumu kurtarmak zorundayızdır, ya da şaşkın şaşkın soruyu soranın yüzüne bakmak suretiyle zaman kazanmak. Sonuç: bu bir cevapsız sorudur! Alın size birkaç cevapsız soru.<ul>
<li>Rutine bağlamış, uzun, sıkıcı ve okeye dönen ilişkide: "Beni seviyor musun?" diye sorulduğunda, bu bir cevapsız sorudur. Rica edeceğim hiçbir şekilde ve zamanda sormayın şu soruyu!</li>
<li>Bütün gün yemek pişirip, pişirdiği yemek bir şeye benzemeyen arkadaşınız gözünüzün içine bakıp; "Yemek nasıl olmuş?" diye sorduğunda... Kafayı tabağa gömüp hızla yemeği kaşıklamaya başlayın bence.</li>
<li>Sadece bir kere girdiği solaryumdan sonra arkadaşınız, bir heves: "Bronzlaşmış mıyım" diye sorduğunda. Tabii Naomi halt etsin!<br />
Her daim bütün erkeklere: "Aşkımmm bende bir değişiklik fark ettin mi?" sorusunu patlattığımızda. Dünyada bu soruyu 'şak' diye cevaplayabilen bir erkek var mı?</li>
<li>300 gram bile versek karşımızdakine "Kilo vermiş miyim?" diye sorduğumuzda. Bunun tek cevabı vardır: "Aaa! İnanmıyorum, ne kadar zayıflamışsın" ve fakat yüzde doksan bu cümleyi kimseden duyamazsınız.<br />
Aldatıldığınızı bilen ama size çaktırmayan arkadaşınıza: "Bir şey duydun mu? haberin var mı?" diye sorduğunuzda. Ne desin şimdi! "Kızım seninki çatır çatır boynuzluyor" diyecek hali yok ya.</li>
<li>En yakın arkadaşınız doğum gününde sevgilisinin bir sürpriz hazırladığı hayalleriyle savrulurken sizi bir kenarda kıstırıp: "Yoksa bana evlenme mi teklif edecek?" diye sorduğunda. "Evet" desen sürpriz bozulur, "Bilmem" desen olmaz, "Hayır" desen uyuz arkadaş sınıfına girersin?</li>
<li>Sevgiliyle ara bozukken kafasını ütülediğiniz kız arkadaşınıza gözlerinizi devirmek suretiyle: "Beni özlemiş midir sence?" sorusunu sorduğunuzda. İnsan içinden "Özlese arardı düdük makarnası" dese de dışarıya ne diyeceğini bilemez. Bu soru, cevapsız soruların top 5'inde yer alır.</li>
<li>Çok kötü bir şarkıya imza atmış kişi yüzünüze umutla bakıp; "Nasıl! Hit olmuş değil mi?" diye sorduğunda. "Bence git olmuş" diyemeyeceğinize göre... cevapsız sorudur!</li>
<li>17 yaşında eve geç gelmişsin, annen kapıda dikilmiş sorar; "Nerdeydin?" Al sana en babasından cevapsız soru!</li>
<li>Erkek karşımıza dikilip; "Saçlarım dökülüyor mu sence?" sorusunu sorduğunda. Yok canım ne dökülmesi, kafandaki açıklık değil ters ışık!</li>
<li>Hiç hazzetmediğiniz bir erkekle çıkmaya başlayan en yakın arkadaşınız "Ay nasıl? Çok tatlı değil mi? Sevdin mi?" diye sorduğunda. "Iıııı nefret ettim, çabuk terk et!" diyemeyeceğimize göre. Bu da bir cevapsız sorudur. <br />
</li></ul>
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Oscar'ı verdim gitti!</span></span><br />
Yılda bir kere, o da bu gece. Şu hayatta hiçbir şeye bağlanamadım Oscar Ödül Töreni'ne bağlandığım kadar. Okul yıllarından beri gecenin üçünde kırmızı halı geçişleriyle başlar, son ödüle kadar heyecanla izlerim.<br />
Bu gece de kızlar bende, yine Oscar peşindeyiz. Madem öyle peşin peşin ben kendi ödüllerimi dağıtayım.<br />
En iyi erkek oyuncu: Kesinlikle 'Crazy Heart'daki performansıyla Jeff Bridges. Şarkı söylüyor, muhteşem bir oyunculuk sergiliyor, Oscar jürisinin en sevdiği hareketler bunlar!<br />
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Banko 'Inglorious Basterds'daki rolüyle Christoph Waltz.<br />
En iyi kadın oyuncu: Gönlümün Oscar'ı 'Julie&amp;Julia'daki Meryl Streep'e gider ama 'The Blind Side'daki Sandra Bullock gerçek Oscar'ı kucaklar.<br />
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Bu dalda Oscar 'Precious'la Mo'Nique'e gittigidiyor.com. Sürpriz at 'Up In The Air'le Vera Farmiga olabilir.<br />
En iyi yönetmen: Yüzde yüz 'Avatar'la James Cameron.<br />
En iyi film: 'Avatar'ı 'en iyi yönetmen', 'cinematography', 'editing', 'visual effects' ödülleriyle avutup bence en iyi filmi 'An Education' ya da 'The Blind Side'a verecekler. Oscar jürisi sağ gösterip sol çakmaya pek bayılır.<br />
Bakalım bu yıl kaçta kaç tutturacağım. Hayırlısı...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[5 Mart 2o1o Manga'nın eurovision şarkısı!]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3452</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:02:21 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3452</guid>
			<description><![CDATA[Hadi gözümüz aydın, üç aylara girdik! Eurovision üç aylarına... Artık mayıs sonuna kadar gündem maddelerimizden biri belli: maNga ve Eurovision! Tabii bir de bu ipin ucuna Sırbistan adına yarışan Mustafa Sandal'ın eşi Emina da eklenecek! Yengemizi atlamak olmaz.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">'FERMAN' DENİNCE</span></span><br />
Malum, çarşamba akşamı TRT gayet iyi hazırlanmış bir organizasyonla, tam ana haber saatinde patlattı 2010 Eurovision şarkısını. maNga çocuklar tam takım, enerjileri ve heyecanları dorukta sahnedelerdi. Müzik dünyasına ayak bastıkları ilk günden beri solistleri 'Ferman' denince bizim kızların dünyasında akan sular duruyor zaten. Ferman'a ve maNga'ya bayılıyoruz biz. Övgülerimizi bitirdikten sonra gelelim Eurovision şarkıları 'We Could Be The Same'e... Amanın! Şarkı yayınlanır yayınlanmaz twitter ve internet dünyasında kıyamet koptu. Gecenin olaylarında pat diye zirveye oturdu maNga. Yorumların yüzde doksanı şöyleydi: "Beğenmedik!" Sanırsınız bir felaketle karşı karşıyayız.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">DAHA NE OLSUN Kİ?</span></span><br />
Gece boyu telefonda konuştuğum arkadaşlarımdan da olumsuz dönüşler aldım. Sabah gazeteye geldim, gazete ahalisinden de beğenen pek yok! Allah Allah bende mi bir anormallik var acaba? Çünkü ben maNga'nın Eurovision şarkısını çok beğendim. Zımba gibi, enerjik, derli toplu, eli yüzü düzgün, maNga gibi. Daha ne olsun ki? Bu kadar abartılan "Beğenmedik, bu nasıl şarkı" patırtılarını da anlamıyorum. Her yıl olduğu gibi yine yeniden çiziktiriyorum; korkmayın! Altı üstü Eurovision şarkı yarışması. Günün sonunda birinciyi yine SMS'ler ve politik ilişkiler belirleyecek. Ha dereceye giremezlerse maNga için bir şey değişecek mi? Kariyerleri tepe taklak mı gidecek? Yok canım; onlar zaten başarılı, onlar zaten iyi müzik yapıyor, dereceye girseler ne olur, girmeseler ne olur. Relax!<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">"Kızım biraz durmak lazım"</span></span><br />
Öyle dedi bana... Ben koşturuyordum, arkama bakmadan tam gaz gidiyordum... Aslında nereye gittiğimden bile emin değildim. Sadece koşuyordum, koşarken de etraftaki çiçeği böceği, lezzetleri, arkadaşları, gerçek sohbetleri, güzellikleri ve en önemlisi kendimi ıskalıyordum. Geçen sabah odasına girdim, yorgundum... Hani bazı insanlar ne kadar makyajlasak da kendimizi, halimizi 'şıp' diye anlarlar ya, onlardan bir şey kaçmaz ya... Yüzüme baktı baktı... Dediklerimi dinledi dinledi... Şöyle dedi: "O kadar hiperaktifsin ki, yediğin yemeğin bile tadını alamıyorsun. Durursan çökersin zannediyorsun, aslında durmazsan çökeceksin be kızım." Önce kızdım! Durmak mı? Ben mi? Şaka mı bu? Sonra devam etti: "Eskiden senin en büyük özelliğin neydi hatırlıyor musun?" Yoo hatırlamıyorum, neydi? Meğer ajanda tutmam, yanımdan ayırmadığım küçük not defterime haftalık 'yapılacaklar' notları almam, kendime zaman ayırmam, planlar yapmam ve onları uygulamammış en büyük özelliğim. Şimdi akşam yemeği için bile plan yapamıyorum. Hafta sonu bir yere gitmek isteyen arkadaşlarıma diyelim üç gün önceden söz veremiyorum. Neden? İşte şimdi onun lafına geliyorum...<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">HIZLI GEÇİYORSUN</span></span><br />
Evet! Ben durmuyorum... Benim gibi birçok insan var, durmak bilmeyen, durduğunda başına bir şey gelecekmiş zanneden. Oysa durmazsak nasıl kendimizi dinleyebiliriz, durmazsak nasıl anın keyfini çıkarabiliriz, durmazsak nereye gittiğimizi nasıl bilebiliriz ki? Evet, "Öyle hızlı geçiyorsun ki hayattan, sürekli arkanda çakıl taşları bırakıyorsun ve bunu farkında değilsin" derken haklıydı o... Yoksa siz de benim gibi misiniz? Biraz soluklanmak lazım o zaman. Durup bakmak, hazzı rutinde yakalamak. Sonra Ramiz Dayı der ki; "Yeğenim, bu acele nereye?"<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Haftanın Top 5'i</span></span><br />
<ol type="1">
<li>'Nine'. Penelope Cruz, Marion Cotillard, Nicole Kidman, Judi Dench, Kate Hudson, Fergie, Sophia Loren, Daniel Day Lewis... Bu kadro için bile izlenir. Kesinlikle yılın en iyi filmlerinden biri. Asla kaçırmamalısınız!</li>
<li>'Hande Yener'in pazartesi günü dinleyiciyle buluşacak Sinan Akçıl imzalı yeni şarkısı 'Sopa'.</li>
<li>'Bugün piyasaya çıkacak olan Mehmet Turgut'un Cem Yılmaz kapaklı dergisi '46'nın ilk sayısı. Nefis bir dergi olmuş. Mehmet Turgut ve ekibine tebriklerden bir demet.</li>
<li>'Beyoğlu X-Large'daki üç boyutlu sahne şovuyla seyirciyi coşturan popun genç prensi Murat Boz.</li>
<li>'Canlı yayında Murat Bardakçı'nın tarih konuşmasını dinlerken uyuyan ve irkilerek uyanıp, "Vücudum attı" diyerek hafızalarımızda silinmeyecek bir yer edinen oyuncu Pelin Batu! Çok tatlıydı... <br />
</li></ol>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hadi gözümüz aydın, üç aylara girdik! Eurovision üç aylarına... Artık mayıs sonuna kadar gündem maddelerimizden biri belli: maNga ve Eurovision! Tabii bir de bu ipin ucuna Sırbistan adına yarışan Mustafa Sandal'ın eşi Emina da eklenecek! Yengemizi atlamak olmaz.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">'FERMAN' DENİNCE</span></span><br />
Malum, çarşamba akşamı TRT gayet iyi hazırlanmış bir organizasyonla, tam ana haber saatinde patlattı 2010 Eurovision şarkısını. maNga çocuklar tam takım, enerjileri ve heyecanları dorukta sahnedelerdi. Müzik dünyasına ayak bastıkları ilk günden beri solistleri 'Ferman' denince bizim kızların dünyasında akan sular duruyor zaten. Ferman'a ve maNga'ya bayılıyoruz biz. Övgülerimizi bitirdikten sonra gelelim Eurovision şarkıları 'We Could Be The Same'e... Amanın! Şarkı yayınlanır yayınlanmaz twitter ve internet dünyasında kıyamet koptu. Gecenin olaylarında pat diye zirveye oturdu maNga. Yorumların yüzde doksanı şöyleydi: "Beğenmedik!" Sanırsınız bir felaketle karşı karşıyayız.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">DAHA NE OLSUN Kİ?</span></span><br />
Gece boyu telefonda konuştuğum arkadaşlarımdan da olumsuz dönüşler aldım. Sabah gazeteye geldim, gazete ahalisinden de beğenen pek yok! Allah Allah bende mi bir anormallik var acaba? Çünkü ben maNga'nın Eurovision şarkısını çok beğendim. Zımba gibi, enerjik, derli toplu, eli yüzü düzgün, maNga gibi. Daha ne olsun ki? Bu kadar abartılan "Beğenmedik, bu nasıl şarkı" patırtılarını da anlamıyorum. Her yıl olduğu gibi yine yeniden çiziktiriyorum; korkmayın! Altı üstü Eurovision şarkı yarışması. Günün sonunda birinciyi yine SMS'ler ve politik ilişkiler belirleyecek. Ha dereceye giremezlerse maNga için bir şey değişecek mi? Kariyerleri tepe taklak mı gidecek? Yok canım; onlar zaten başarılı, onlar zaten iyi müzik yapıyor, dereceye girseler ne olur, girmeseler ne olur. Relax!<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">"Kızım biraz durmak lazım"</span></span><br />
Öyle dedi bana... Ben koşturuyordum, arkama bakmadan tam gaz gidiyordum... Aslında nereye gittiğimden bile emin değildim. Sadece koşuyordum, koşarken de etraftaki çiçeği böceği, lezzetleri, arkadaşları, gerçek sohbetleri, güzellikleri ve en önemlisi kendimi ıskalıyordum. Geçen sabah odasına girdim, yorgundum... Hani bazı insanlar ne kadar makyajlasak da kendimizi, halimizi 'şıp' diye anlarlar ya, onlardan bir şey kaçmaz ya... Yüzüme baktı baktı... Dediklerimi dinledi dinledi... Şöyle dedi: "O kadar hiperaktifsin ki, yediğin yemeğin bile tadını alamıyorsun. Durursan çökersin zannediyorsun, aslında durmazsan çökeceksin be kızım." Önce kızdım! Durmak mı? Ben mi? Şaka mı bu? Sonra devam etti: "Eskiden senin en büyük özelliğin neydi hatırlıyor musun?" Yoo hatırlamıyorum, neydi? Meğer ajanda tutmam, yanımdan ayırmadığım küçük not defterime haftalık 'yapılacaklar' notları almam, kendime zaman ayırmam, planlar yapmam ve onları uygulamammış en büyük özelliğim. Şimdi akşam yemeği için bile plan yapamıyorum. Hafta sonu bir yere gitmek isteyen arkadaşlarıma diyelim üç gün önceden söz veremiyorum. Neden? İşte şimdi onun lafına geliyorum...<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">HIZLI GEÇİYORSUN</span></span><br />
Evet! Ben durmuyorum... Benim gibi birçok insan var, durmak bilmeyen, durduğunda başına bir şey gelecekmiş zanneden. Oysa durmazsak nasıl kendimizi dinleyebiliriz, durmazsak nasıl anın keyfini çıkarabiliriz, durmazsak nereye gittiğimizi nasıl bilebiliriz ki? Evet, "Öyle hızlı geçiyorsun ki hayattan, sürekli arkanda çakıl taşları bırakıyorsun ve bunu farkında değilsin" derken haklıydı o... Yoksa siz de benim gibi misiniz? Biraz soluklanmak lazım o zaman. Durup bakmak, hazzı rutinde yakalamak. Sonra Ramiz Dayı der ki; "Yeğenim, bu acele nereye?"<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Haftanın Top 5'i</span></span><br />
<ol type="1">
<li>'Nine'. Penelope Cruz, Marion Cotillard, Nicole Kidman, Judi Dench, Kate Hudson, Fergie, Sophia Loren, Daniel Day Lewis... Bu kadro için bile izlenir. Kesinlikle yılın en iyi filmlerinden biri. Asla kaçırmamalısınız!</li>
<li>'Hande Yener'in pazartesi günü dinleyiciyle buluşacak Sinan Akçıl imzalı yeni şarkısı 'Sopa'.</li>
<li>'Bugün piyasaya çıkacak olan Mehmet Turgut'un Cem Yılmaz kapaklı dergisi '46'nın ilk sayısı. Nefis bir dergi olmuş. Mehmet Turgut ve ekibine tebriklerden bir demet.</li>
<li>'Beyoğlu X-Large'daki üç boyutlu sahne şovuyla seyirciyi coşturan popun genç prensi Murat Boz.</li>
<li>'Canlı yayında Murat Bardakçı'nın tarih konuşmasını dinlerken uyuyan ve irkilerek uyanıp, "Vücudum attı" diyerek hafızalarımızda silinmeyecek bir yer edinen oyuncu Pelin Batu! Çok tatlıydı... <br />
</li></ol>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[4 Mart 2o1o Şöhret ve uyuşturucu yan yana mıdır?]]></title>
			<link>http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3451</link>
			<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 17:54:22 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ayseozyilmazel.net/showthread.php?tid=3451</guid>
			<description><![CDATA[Böyle bir soru var şimdilerde... Ev toplanmalarında, internetteki forumlarda, yemek sofralarında. Geceleri magazin muhabirleri bile burnuma mikrofonu sokup bunu soruyor; "Şöhret gelince yanında uyuşturucu da mı geliyor Ayşanımm, ne diyeceksiniz?" "Şöhretli insanlara ne yetmiyor da uyuşturucu kullanıyorlar sizce?" Bu soruların cevabını bilemeyeceğim. Her şöhretli kişi uyuşturucu kullanır mı? Elbette hayır! Ünlüler dünyasında uyuşturucu yaygın mı? E görünen köy hesabı, evet!<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">ÇEMBERİN İÇİNE GİRİNCE...</span></span><br />
Peki nedir asıl konu? Geçen akşam bir yemekte yazarsenarist güzel insan Gani Müjde şöyle dedi: "Bu illet insanı daha yaratıcı yapsaydı herkes kullanırdı. Yok öyle bir şey. Uyuşturucuyla daha iyi şarkılar, yazılar, senaryolar ürettiklerini, uyuşturucunun yaratıcılığı tetiklediğini söyleyenler saçmalıyor. Ne yaratıcılığı? Beyin hücrelerini öldürür yahu, düşünemezsin bile." Haklı Gani! Peki insan kendini neden bile bile öldürmek, tüketmek, bitirmek ister ki? Nedir az gelen ya da nedir fazla? Geçen gece Haiti konserinde NTV muhabiri sordu; "Tarkan'ın uyuşturucu kullanma olayıyla ilgili ne söyleyeceksiniz?" Şimdi söylüyorum: Sanatın her dalında başarılı olan, yaratan, üreten insanlar kıymetlidir, çok özeldir benim için. İnsan hata yapar. Kimse büyük konuşmasın, hayat öyle bir çelme takar ki, kendini çıkılmaz bir durumda bulabilirsin. Bazen, bazı şeylerin kötü olduğunu, sana zarar verdiğini bile bile kurtulamazsın. Kurtulmak istesen de yapamazsın. Bir çemberin içine girer, çıkamazsın. Belki öyle bir durumdur onunkisi. Fakat Tarkan için çiziktirmek istediğim de şudur: Tarkan özel bir adam! Tarkan hediyeli bir adam. O, biricik doğmuş adamlardan. Evet, hata yapmış olabilir. Eminim en kısa zamanda kendine gelip yeniden koşmaya başlayacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">ŞÖHRET VE ÇARESİZLİK</span></span><br />
Gelelim 'Tarkan gençlere kötü örnek oldu mu?' ve 'Tarkan gençleri uyuşturucuya özendirdi mi?' sorunsalına... Hani bilirkişiler bu sorulara yanıt aramaya, demeçler pırtlatmaya başladılar! Yapmayın Allah aşkına! Durumdan şov çıkartmayın! Tarkan gençleri uyuşturucuya özendirmiş falan değil. Aklıbaşında hangi genç böyle bir duruma özenebilir ki? Şimdi Tarkan'ın yeniden doğma zamanıdır ve eminim içindeki ışığı yeniden ortaya çıkarıp, gençleri de aydınlatacaktır. Ve son söz; şöhret ve uyuşturucu el ele değildir! Şöhret ve çaresizlik, yetinmeyi bilmemek, yalnızlık, mutsuzluk, baskı el ele olabilir ama tüm bunların üzerine çıkabilmek de kişilerin elindedir.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Alişan perişan</span></span><br />
Alişan'ı severim. Tatlı, esprili, iyi kalpli, hoşsohbet bir insandır. Orası ayrı. Da... Bu askerlik hikayesi amma abartıldı be usta. Zannedersiniz gurbete taze gelin gitti. Üstelik severek değil, görücü usulüyle. Bu ne patırtı! Bu ne kan ve gözyaşı yahu! Sanırsınız Türkiye'nin tek askeri Alişan. Bkz: Alişan perişan! Gözyaşları içinde son programları yapmalar, ardından zırıl zırıl ağlayan arkadaşlar, arkadaşlarına verdiği 'yokluğumda yapılacaklar, yapılmayacaklar listesi', Alişan'ın askerlik güncesi falan... Alişan kardeşimiz artık biraz frene bassa diyorum, yoksa topluca kendisini askerden kurtarma eylemi yapacağız. Ne çileymiş be! Bu arada laf aramızda; hiçbir tezkerenin gelmesini bu kadar dört gözle beklememiştim vallahi. <br />
<br />
<div align="center"><font color="red">Ziyaretçiler forumdaki resimleri göremezler.Lütfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tıklayarak üye olun.</font></p>
<br />
<div align="center"><font color="red">Ziyaretçiler forumdaki resimleri göremezler.Lütfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tıklayarak üye olun.</font></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Böyle bir soru var şimdilerde... Ev toplanmalarında, internetteki forumlarda, yemek sofralarında. Geceleri magazin muhabirleri bile burnuma mikrofonu sokup bunu soruyor; "Şöhret gelince yanında uyuşturucu da mı geliyor Ayşanımm, ne diyeceksiniz?" "Şöhretli insanlara ne yetmiyor da uyuşturucu kullanıyorlar sizce?" Bu soruların cevabını bilemeyeceğim. Her şöhretli kişi uyuşturucu kullanır mı? Elbette hayır! Ünlüler dünyasında uyuşturucu yaygın mı? E görünen köy hesabı, evet!<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">ÇEMBERİN İÇİNE GİRİNCE...</span></span><br />
Peki nedir asıl konu? Geçen akşam bir yemekte yazarsenarist güzel insan Gani Müjde şöyle dedi: "Bu illet insanı daha yaratıcı yapsaydı herkes kullanırdı. Yok öyle bir şey. Uyuşturucuyla daha iyi şarkılar, yazılar, senaryolar ürettiklerini, uyuşturucunun yaratıcılığı tetiklediğini söyleyenler saçmalıyor. Ne yaratıcılığı? Beyin hücrelerini öldürür yahu, düşünemezsin bile." Haklı Gani! Peki insan kendini neden bile bile öldürmek, tüketmek, bitirmek ister ki? Nedir az gelen ya da nedir fazla? Geçen gece Haiti konserinde NTV muhabiri sordu; "Tarkan'ın uyuşturucu kullanma olayıyla ilgili ne söyleyeceksiniz?" Şimdi söylüyorum: Sanatın her dalında başarılı olan, yaratan, üreten insanlar kıymetlidir, çok özeldir benim için. İnsan hata yapar. Kimse büyük konuşmasın, hayat öyle bir çelme takar ki, kendini çıkılmaz bir durumda bulabilirsin. Bazen, bazı şeylerin kötü olduğunu, sana zarar verdiğini bile bile kurtulamazsın. Kurtulmak istesen de yapamazsın. Bir çemberin içine girer, çıkamazsın. Belki öyle bir durumdur onunkisi. Fakat Tarkan için çiziktirmek istediğim de şudur: Tarkan özel bir adam! Tarkan hediyeli bir adam. O, biricik doğmuş adamlardan. Evet, hata yapmış olabilir. Eminim en kısa zamanda kendine gelip yeniden koşmaya başlayacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">ŞÖHRET VE ÇARESİZLİK</span></span><br />
Gelelim 'Tarkan gençlere kötü örnek oldu mu?' ve 'Tarkan gençleri uyuşturucuya özendirdi mi?' sorunsalına... Hani bilirkişiler bu sorulara yanıt aramaya, demeçler pırtlatmaya başladılar! Yapmayın Allah aşkına! Durumdan şov çıkartmayın! Tarkan gençleri uyuşturucuya özendirmiş falan değil. Aklıbaşında hangi genç böyle bir duruma özenebilir ki? Şimdi Tarkan'ın yeniden doğma zamanıdır ve eminim içindeki ışığı yeniden ortaya çıkarıp, gençleri de aydınlatacaktır. Ve son söz; şöhret ve uyuşturucu el ele değildir! Şöhret ve çaresizlik, yetinmeyi bilmemek, yalnızlık, mutsuzluk, baskı el ele olabilir ama tüm bunların üzerine çıkabilmek de kişilerin elindedir.<br />
<br />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-weight: bold;">Alişan perişan</span></span><br />
Alişan'ı severim. Tatlı, esprili, iyi kalpli, hoşsohbet bir insandır. Orası ayrı. Da... Bu askerlik hikayesi amma abartıldı be usta. Zannedersiniz gurbete taze gelin gitti. Üstelik severek değil, görücü usulüyle. Bu ne patırtı! Bu ne kan ve gözyaşı yahu! Sanırsınız Türkiye'nin tek askeri Alişan. Bkz: Alişan perişan! Gözyaşları içinde son programları yapmalar, ardından zırıl zırıl ağlayan arkadaşlar, arkadaşlarına verdiği 'yokluğumda yapılacaklar, yapılmayacaklar listesi', Alişan'ın askerlik güncesi falan... Alişan kardeşimiz artık biraz frene bassa diyorum, yoksa topluca kendisini askerden kurtarma eylemi yapacağız. Ne çileymiş be! Bu arada laf aramızda; hiçbir tezkerenin gelmesini bu kadar dört gözle beklememiştim vallahi. <br />
<br />
<div align="center"><font color="red">Ziyaretçiler forumdaki resimleri göremezler.Lütfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tıklayarak üye olun.</font></p>
<br />
<div align="center"><font color="red">Ziyaretçiler forumdaki resimleri göremezler.Lütfen <a href="member.php?action=register"><strong>buraya</strong></a> tıklayarak üye olun.</font></p>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>