Blue Jasmine… neyi görmezden gelirsin?

Yağmurlar başladı, ceketler çıktı artık sokaklardan içeriye girme zamanı.

O zaman bir kış klasiği olarak sinemaya gitmek lazım.

Woody Allen’ı çok sevenler ve nefret edenler olarak ikiye ayrılır sinema seyircisi. Çok iddialı bir cümle mi oldu? Sanmam.

Ben Woody Allen kafasına bayılırım.  O yüzden ilk seçimim herkesin konuştuğu Diana değil, 2013 Woody Allen filmi ‘Blue Jasmine’ oldu.

Kariyerinin en iyilerinden biri olmasa da rabii ki tipik bir Woody Allen filmiyle karşılaştım.

Huzurlarımıza bir adet nevrotik, dediğim dedik, amaca kilitlenmiş, hırsında boğuldu boğulacak bir kadın çıkarmış Allen; Jasmine.

blue-jasmine

Jasemine rolünde Cate Blanchett kaba tabirle döktürmüş. Zaten filmin en iyi yanı da o. Gözünüzü ondan ve oyunculuğundan alamıyorsunuz.

Gelelim filmin kalanına.

Bolca aldatma, yalancılık, sinir, kıskançlık, iki kız kardeşin çekişmesi ve zenginlikle sahteliğin el ele vermişliğini göreceksiniz.

İzlenir mi? Tabii ki izlenir. Hatta dedim ya sırf Cate Blanchett’in Oscar’a ‘heyy n’aber’ çakan oyunculuğu için izlenir.

Bir de şu soruları kendimize sormak için; burnumuzun dibindeki gerçeği görmezden ne zaman ve niçin geliriz?

Ve insan inkara ne zaman müsait?

Zenginlik ve rahat yaşama alışmanın bedeli nedir? En çok kim mutludur; parasız eli ayağı titreyecek duruma gelmiş zenginler mi, elindekilerle yaşamayı seven orta halliler mi?

blue_jasmine

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>