N.S. ile farkındalık molası; İlişkiler

Ayşe’nin notu: Blog yazarlarımızdan N.S. farkındalık yazılarına devam ediyor. Bugünkü konusu ilişkiler, buyurun okuyun. 

perfect-relationship

İlişkilerimizi  hep bir tamlanma duygusuyla yaşıyoruz. Çünkü kendimizin ancak böyle tamamlanacağını  zannediyoruz. Bununla ilgili çok da  ikna edici cümleler kuruveriyoruz. ¨Ruh eşimi buldum¨ gibi. ¨Benim öbür yarım¨ gibi, ¨Bir elmanın iki yarısı¨ gibi.

Yarım olan kendimizin ancak  başka bir yarımla birleşirse tam olacağına inanmış durumdayız .

Bu yüzden beraberliklerimizde hep birşeyler eksik.

Belki  bütünleşme duygusu, belki de başka bir şey. Ah o şey bir olsa hersey 4/4 lük olacak ama o şey  bir türlü olmuyor. Olmuyor çünkü; o ‘birşey’ dedigimiz o kadar çok şeyki .

Bu yüzden ilişkiyi hep bir oldurma hali içinde yaşıyoruz.

Karşımızdakinin  bildiğimiz, bazen bilmediğimiz o boşluğu doldurmasını bekleyerek  sürdürüyoruz birlikteliğimizi.

Sanki bir boşluk doldurma oyunu bu .

Oysa oynadığımız bu  oyunun o kadar doldurulacak ucu var ki; beğenilmeliyim, değer verilmeliyim, önemsenmeliyim, takdir edilmeliyim, istenmeliyim, vazgeçilmemeliyim  gibi… Tüm  bunlar benim karşı taraftan doldurmasını istediğim boşluklarım .

Bu boşluklar  dolarsa her şey  tamam olacak  zannediyoruz. Bu yüzden de hep bu tamlanmayı bekleyerek  ilişkimizi  koşulsuz  ve  özgürce yaşayamıyoruz.

Oysa  İlişkinin başında  çok daha farklıyız.

Karşımızdakini  önceliğimiz yaparak yaşıyoruz.

Onun istediği gibi giyiniyoruz,onun istediği  gibi davranıyoruz, onun sevdigi yemeği  yapıyoruz, onun istediği yere gidiyoruz. Onun hoşlandığı  şeylere ve de ‘onu mutlu etmeliyim’e kitlenerek yaşıyoruz. Ve  gerçekten  tüm bunları beklentisiz yapıyoruz.

Amacımız sadece onu mutlu edebilmek  ve bundan mutlu olmak  oluyor.

Altında hiçbir  beklentisi, hiçbir hesabı kitabı olmadan yaşıyoruz. İlişkinin bir süre sonra o yüksek atan nabzı yavaşladığında tüm o beklentisiz yaptığımız herşeyin karşılığını beklemeye başlıyoruz. Çünkü ancak karşılığını alabilirsek boşluklar dolacak sanıyoruz.

Beklentilerimizin karşılığını alamayınca da bunun bizim için fedakarlık olduğunu hissediyoruz. Fedakarlık olarak yaptığım her davranışın bedelini de karşımızdakine  ödetmeye kalkıyoruz  böylece ne yaşadığımızı bilmediğimiz bir karambolde debeleniyoruz.

Debeleniyoruz çünkü; ilişki bittiğinde kendimiz olmanın eksikliğini yaşamaktan korkuyoruz. Bu yüzden ne vazgeçebiliyoruz ne de bırakabiliyoruz, asıldıkça asılıyoruz kendimizin olmadığı ilişkilere.

Peki  ilişkileri tamlanma duygusuyla bize yaşatan nedir ? Nedir bu boşluklar? Korkularımız. Beklentileri besleyen korkularımızdır. Korkularımız  olmasa o davranışı  sadece yapıyor olmak mutlu eder  bizi .

Yaptığının hesabı kitabı yoktur. İstediğin için  yaparsın.  Ne bir  fedakarlık ne de özveri içermez. Karşımızdakinin  takdiri değildir  beklediğimiz, esas olan o eylemi yapmaktan aldığımız keyiftir.

Yani tüm yaptıklarımızı  daha çok sevilmek ,vazgeçilmemek, ilişkiyi daha çok uzatabilmek adına yapmayız.

Yaptıklarımızı öncelikle bizi mutlu ettiği için yaparız.

Tamlanacak yarım bir parça olmadığımızı, kendimiz olmanın  bir  eksiklik olmadığını , karşımızdakiyle doldurulacak bir boşluğumuz  olmadığını, olduğum halim  neyse  bu halımle tam ve bütün olduğumu  anladığımda, karşımdakiyle tamlanacağımı veya tamlayacağımı zannetmeyi  bırakarak  yaşadığım her ilişki çok daha özgür çok daha doyurucu çok daha benim olacaktır.

N.S.

 

 

One thought on “N.S. ile farkındalık molası; İlişkiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>